Trenindeki makinist
Şehri bayırı çekip çeviren kollarıyla çıkış kapısından geçerken günün
Solgun bir saksı çiçeği gibi bir eli yanağında dalgın düşüncelerde sefil
Bir eli trenin kulpunda kulağında iniş yokuşları sürmekte
İnen topraklar
Binen ormanlar
Sevgileri anababalanırken kalbe
Sürüler
Nasıl ve nerden bilirse yaylım sofralarını hangi dem baldır,
Hangisi zehir
Kuşlar nereden bilirse uğrun uğrun çektiği çöten,
Hangisi tutunacak daldır yuvaya, hangisi kolkanatkıran kahır
Kızaklar
Karakışları çekiyor peşinden ahayazayaz
Yağmış dağların yücesinde aklındaki saklı sevinçlere koşar gibi çığlıklı
Buzlu derelerde kendi çalgısına sarhoş sular çağlayıp duruyor delali
Bir kitap ki...
Kendi bildiğinden okuyor akı,
Kapakları açılınca yağmurun
İki lapa kar düşünce yollara, güneş kızınca
Su yürüyünce toprağa, rüzgar duldasını çekince ıssızdan
Biliyoruz artık ettiğine edeceğine ve doğduğuna doğacağına
Gün
Kendi bin pişman...
Son güz sırtlarından sürgünlerini sökülürken göçmenlik
Açık ayaz, bağıraçık firar, sürgüsüz...
Hala gönlü dünyasından geçmedik kamelya
Rüzgarla sarmaşık
Bulutla kül bulanığı gözyaşlarında ırlanırlan
Baktım kimsin necisinden bir öksüz
Sabaha varır varmaz gece
Dağlar uyanır uykusundan önce, sonra ufukların perdeleri çekilir puslardan
Sonra uykusu yuvasına sığmayan kimbilir hangi çocuktur seher vakti erkenden
Gider kuşları uyandıruır kalbinde yatan
Onlar gider ışığı uyandırır
Sonrasına ormanlarda düş kuran masalllara günaydın..
Bak ben şunu
Şurdan tutup,
Yağmurun yelin o taraflara atıp
Başı fırdönen sarhoşlukla bahar incisi diyar-ı harikalar gibi
Nasıl attıysam orasından öyle tutarak
Dikenli bir gülün dalı gibi
Güneş güne
Günçiçekleri güneşe çavarmış baygın
Niyeti dalında demlenmek üzere
Ettiği yemini yemin
Bahar alacaları gayesiyle yazlara
Omuzları silkelenmiş rüzgarları esip de yaprak yaprak
Yerine göre
Duruma göre de diyebilirsiniz siz buna
Gelmeyen her tren tehirli sıvışık
Üstünden geçen her yol ihtaca muhtaca ters takla
Yerine göre kendinden evvel gelen her vakit zamansız..
Duruma göreyse yapa yalnızlığınız sizin başınıza bela
Acep ne olada yelkovanlar seyri iklim ihtiyatı
Nerde kaldı diye bir suale bahtiyar bakışların
Öksüzcene muhatap
Sakın ben gelesiye yanılıp da toprağından ayrılma gelincikliğiyin
Güneşin aklına uymuşumdur belki uzak çöllerde vira firar sam yelli
Şimdi halleri pek mecnun bir yelkense andığın...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!