Özgürlük müdür...?
Önce kendi tarafından bakacasın hayata öyleyse..Sonra..
Sonra yine kendi tarafından bir bir kurtulup
Mezarlarında tabutlandığın totemlerinden, türlü çengelden
Yine kendi tarafından okyanusa açılan bir suyun alnı gibi dupduru ve açık
Hayatın nezdinde varlığı kendi sesinde duyulan
Şaşılacak nesi var bunun
Şu hayatın ufuksuz pencerelerinden bakınacak olan
Yarının devamı gelsin diye bir büyük hayat hikayesinin
Herbir merdiven ayaklarında çıktıkca kendi hayatına
Sevgili ve sevinçli yürüyüşlerle yola çıkıp yorulduğuna
Niyesi değecek olan
Olmayaydı hele bir aşk
Hele bir seveni olmayaydı adını deliye yazdıran sevdası
Sevdalısı olmayaydı bir iken iki misliye
Çoktan defini dürülmüştü açı çığlıklarıyla
Müzikçalarlar keyfine kurban giden turistliğinin
Aç bi ilaca ölüyorum diyerek kimse duymazda,
Belirsizliğe hayat düşüren aralarda sıkışmış kalmış bir tarih
Gelişmesi çoraklaşmış bir kozada, ipler sararken sarpalara
Silinmiş izlerine dolaşıyor söğüt dalları suyun
Kupkuru derelerde adım atasını unutunca halsiz gölgeleri içe işlemişliğin
Güze acıyan üzümler sancıyor ekşi koruklara
Gözü gelmeyen yağmurlara takılıyor ve yazsıcaklığı yamaçlarına devriliyor
Tek tek parakende ve toptan
Tıkır tıkır işleyen aklı insanı ayakta uyutmak makinalaşmalar mekaniğinden
Etraflıca derli
Nufusluca toplu
Çarpık hesapların herzaman darmadağın olmuş sosyal çürümeleri eldesiyle
Beton gibi duvar yüzlü
Kaç su bardağı ne..?
Kaç gram kahıra, küfüre,
Öfke patlaklıkları şişirik renkli sakıza kaç kıvam..?
Kaç şeker kaşığı zehir-zemberek?
Kaç yudum sinir boşalması,
Kaçöğün yutulmuş hap,
Ödemeler dengesi insan bazarında bozuk mu bozuk
Gül-şirinlere kış yaz, ikisi bir..
Karşı tarafa atmış götürmüş insan kendini
Dünyayı kırk ikindiler tarafından geceye taşıyan karanlığın kalbindeki acıyla
Saplanmış bir hancer sesi taşplak..
Yaranın ağzı kör bıçak, mumun dili soluk beniz susuk ses,
Bütün eşikler gelip gitmelere aracı
Ayak altında insan
Adımlarının arasında hayat
Hor bakıp çiğnemek de var ortalara çırpılmış kül gibi
Baş tacı edip öpüp koklamak da var
Ömrüm ömrüm diyerek yer ve göklerin hakkıyla
Ciddi misin..?
Bir pişirimlik tuzumuz olsun dedim..
Bu nasıl zümrütlük, nasıl hoşgeliş bu..?
Ondan sonrama söyleyim..
Ben hareket şık mı şık olsun dedim
Sesini soluğunu yanıp, siyahın yurdunu
Sevgili Anam...
Ne gün vark ki sepserin dereleri suyun devresinden yukarı
Kıldan ince köprülerin kimse geçemez sanıp halbu ki ne büyük aldandığı
Hele beni dilemiş bulunmuşum da mutlaka şura bura denen köhneye
Süre süre bir yalancı kandilin fersizliğine kastım neydiyse zahar
Şuncacık aklımla gün kuzgun, zaman avara, kızgın korları haram meyvadan




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!