Ey kıymetli yol!
Aşka yürümek Hakk'a yürümekmiş.
Ey kalbime hükmeden prenses!
Ölüp ölüp dirilirken,
Sanma ki boş durdu ellerim;
Sarı papatyalardan taç yaptım sana;
Düşündükçe
Düşüme bir ağrı düşüyor.
Güz öykülü bağrıma
Bir yeşil yaprak düştü.
Üstüne hangi hayali kursam
Yerle bir...
Düşün ki yeşil bir ovadasın
Dört nala gidiyorsun beyaz at üstünde
Hiç düşecek korkun yok
Ah ne güzel
Gök yüzüne bir damla düşmüş
Gül niyetine
Avuç avuç kum olup
Parklara dökülmüşüz
Herkes evini giyinip gelmiş
Ki evin de etin kemiğin
Bakışlarda çatlaklıklar var
Gözlerde bulutlar koşuşturmakta
Bakma sen
Buraların günlük güneşlik olduğuna
Gülüşüm gülüşüne çarptığında
Güneşin çocuğu hali aldığıma
Ne vakit senden tarafa baksam
Bölgen
Gönlümde düşündüm de
Nasıl yaslanmışım nasıl.
Duygularımın beli iki büklüm,
Gözlerinin feri sönük...
Seni getiren rüya gündüze armağan
Paketini açıyorum geçmişin
Güneş gülüşün her yanı kaplamış
Tüm sokağı saran sesin
Kalbimden yankılanmış
Eee eee ee yüreğim.
Uyu da gelsin rüyamıza.
Cıvıltısını getirecek dünyalar dolusu.
Öyle güzel gülecek ki yine
Acıyı duymayacaksın bir daha.
Düşüncelerimi işgal edip durma
Yenildim ki.
Ömrünün ele geçirilmesi bu.
Aynada gördüğüm ben değilim
Gözlerime hayalin
Yüzüme eylül




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!