Upuzun gidişlere koyulduk.
Kiminin elinde hafif acımasız dikeniyle bir gül
Yapraklarını döke döke gidiyor mevsimlere.
Kiminin elinde ise hançer edindiği kendisi
Sırtından girip göğsünden çıkıyor
Hep orayı yol olarak gördüğünden.
Her yaprak dökümünde içimde kuşlar uçuşuyor.
Her yıl olduğu gibi
Göğe yuva kuruyorum ruhuma.
Kirpiklerimde yağmur salkımları.
Yüreğimin bağ bozumundan
Hüzne ve aşka sarhoşluğum.
Evet bir şeye hayrım yok!
Kendinden önce
Yüreğime parası gelsin demediğim için.
İki yüzlülüğe fırsat kollayıp
Karşımdaki uykuya döner dönmez
Dilimi sırtına saplamadığım için.
Sağanak sağanak hüzün depreşirken içime
Yüreğimden vurulduğum o yerden;
Varlığının rüzgarına kapılırım bedensiz.
Her kanat çırpışım
Bir damla daha can alır benden.
Nedeni derindir yeğin gözyaşımın.
Özgürlüğüme can veren
Kan veren
Beyaz atlı kahramanlarım
Çanakkale destanım
Siz dalgalandıkça gökyüzünde
Karanlığın gölgesi
Baharın dalları
Gül ağacında açan aşk
Dilinin omuzlarına konan muhabbet kuşu
Kırlarda yüzen kelebek
Ben idim.
Şimdi ise
Anne uyan! ben geldim
Gözlerimdeki bulutlara
Derdimi, kederimi, parçalarımı yüklenip.
Bildiğin gibi değil vaziyetim.
Üstüme yıkıldım anne.
Ömrüm tuzla buz.
Yaşamak,
Dallanıp budaklanmak.
Yaşamak,
Dallanıp budaklandığın yerlerden kırılmak.
Canımdan kesildim;
Gövdem yerde,
Sen benim can yanımdın;
Seni kaybettim ya
Oluk oluk can kaybındayım.
Beni yarım, beni yarınsız bıraktın.
Çıkmaz sokağının dört duvarı arasındayım
Hangi sonuna kadar açık kapı




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!