Sen, göçüp gittin ya bizden;
Yüreğimizdeki kor
Denizleri yığmakta gözlerimize...
Bak arkadaşına,
Kar yapraklarından çiçek açmış;
Elbiselerindeki ıslak yamayla
Nasıl da mahcup mahcup gülümsüyor.
Sobanın üstündeki ıslak çorapları
Gözyaşı dökerken
Dünya dediğin: Yusuf'un atıldığı kuyu.
Can kırılır,
Çerçeven kırılır,
Ruhun yerinden oynar.
Tadını almayı,
Tuzunu almayı bırakıp,
Başımıza taç ettiklerimiz
Yerinizi yadırgayıp
Egonuza çıta çıkmaya kalkışarak
Değerden meğerse çıkartıp
Başınızın göğe ereceğini sandınız.
Gelmeden düşün yakamızdan Allah aşkına,
Ne vakit kendimi dikkatlice aynanın karşısına alsam
Biraz annem, biraz babam durur yanımda.
Bir çift gamzemde yan yana uyuyor gibilerken
Bakışlarımın simasından
Gözümde canlanıveriyorlar
Tebessümlerimde açarken çiçekleri.
Kara bulutlar çökmüştü
Yurdumun üstüne...
Korkunçtu karanlığın gürültüsü
Geçtiği yeri talan ediyordu
Düşmanın sinsi gülüşü
Bir tek şeyi unutmuştu
Hıçkırıklarımın şimşekleri içimi yakıyor
Yağmurlarımı tutacak toprağım bile yok
Tırnaklarımla tutunmak isteyişim nafile
Hayatın betonarmelerinde kırılıyorum
Aşka gelen İstanbul
Yapraklar serpiştiriyor üstümüze
Gökyüzünün beyaz güllerinden
Yollarımıza halılar sererken
Rüzgarın frekansındaki şarkı Sezen'den
İstanbul İstanbul olalı...
Bana bir bardak şiir getir hece,
Zifiri karanlık gözlerinden.
Yapraklar da dökülmeye başlamış,
Neyime gerek sonbahar saçların.
Ben onu gözlerinden tanıdım
Al götür rüzgarını yüzümden




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!