''Ne çok şiir yazıyorsun'' dedi.
Ben öyle ağlıyorum dedim...
Gözlerinin kapısına kilit vurmayı
Hangi densiz unuttu da?
Kırk akıllı peşine düşüp
Koyunları sayın icadı çıkarmış.
Tavandakileri otlattığım yetmedi
Başıma üşüşenlere ne demeli?
Gökyüzü tesbihinden kopmuşcasına
Tomurcuklarını döküştürüyor habire.
Canımın camlarından seyrediyorum
Yere çakılan kan/atlarımı...
Beyaz güllerin dökülme vaktindeyim.
Sırtımdan sırtımdan vuruyor aralık.
Bu dağ!
Bu taştan ağaçlar içinde işim neydi benim.
Aklımdan geçmezdi,
Ben bildiğimin bana dikenliği reva göreceği.
Her uyandığımda içim,
Günboyu ellerim kanıyor.
Bugünde bulutlar çöktü üstüme
Çisil çisil gözyaşları altındayım.
Düştüğüm boşluklarda savruluyor
Oradan oraya koşuşturuyorum.
Sokak aralarındaki nöbetlerim
Kendimi gözden kaybettim.
Bayram gelmiş,
Duygularımızın evinde
Odaların camları kir içinde
Perdeler desen gri
Dantellerin üstü tozla örtülü
Yığılan bulaşıklar dertlenmekte
Ah serseriyim
Ah derbederim.
Nerede kiminle değil
Bir tek seninleyim.
Her sabah çiğ düşüyor kirpiklerime.
Ah çilekeşim
Bu hüzün bitmez,
Ben dünden daha sarhoş.
Karşımda hayalin oturuyor.
Bir çift siyah zeytinim gözlerin.
Her uyandığımda yokluğun çoğalıyor.
Kimler kimler yaşamıştı bu yerlerde;
Bir baktım da,
Üstü açık mezar olmuş evler.
Dile gelen viranenin
Duvarındaki iki kardeşin resmi
Derinden bir ahh ettirmekte.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!