Sancılıdır aslında hayat
İnsan mutluluğu tattığı tarafa kaçar.
Tıpkı benim çocukluğuma kaçtığım gibi.
Hayat gözyaşlarına doymaz
İnsan kahkahalar attığı tarafa kaçar.
O günde salıncakta sallanarak kaçmak.
Bazen kardeşine bakıyorum
Uzun uzun
Hasretini gidermek için
Gidip sarılıp, kokluyorum
Senin gibi kokuyor
Sen gibi sarılıyor
Kendime, bahar olur da gelirim
Güz, kış demeden
Gurbetlerden, özlemlerden
Ağrılardan, sancılardan
İstanbul'a kar yağıyor
Hasretin yürüdüğüne
Hatta koştuğuna şahit oldum
Yüreğimden çıkıp
Kirpiklerimden yüzüme indiğinde.
Avuçlarımda bir yığın hasret
Dışarıda çığlık çığlığa
Yağmur yağıyor
Gök gürültülü.
İçimdeki çığlığı bastırmak için
Son ses şarkı dinliyorum..
Yürekten cana vurarak akıp giden damlalar
Her sabah güneşi doğuran gözlerin,
Acılarımın ayazlarından kurtarırdı beni.
Bu aşkın imkansızlığı acıtsa da içimi,
Varlığına şükrederek doyardım.
Ansızın daldın ya derin uykulara,
Göğsümde dört nala giderken zaman
Nasıl oluyor da ben kendime yetişemiyorum?
Elime yüzüme bulaşıyor gün apalamaktan.
Üstüm başım çamurdan can...
Yine de gün oyalıyor bir şekilde
Kıyısına köşesine.
Nefes alamadığınız mekanınız
Mezarınızdır!
Ya bu mekanı mezar olmaktan çıkaracaksınız
Ya da bu mekandan kendinizi çıkaracaksınız!
Kendimi büyütüyorum
Yeni baştan
Patika yollarda koşuyorum
Sil baştan
Ayakkabımı yırtmışım
Ayağıma diken batırmışım
Ne kadar hüznün varsa yüklenmişsin gözlerine
Düşünüp duruyorsun elin çenende
Belli ki sevdiklerin çok uzaklarda
Hatta kimileri ahirette gibi
Bakışların yere öyle dalmış ki
Sanki kaç kez toprağa batıp çıkmışsın




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!