O kadar tanıdık geldin ki kalbime,
Bir bakışına yuva kurmuşum.
Kirpiklerine konan,
Kanadı kırık bir kuşum;
Senden sonrası uçurum.
Yalandan ölüp;
Fotoğrafına bakarken
Biran
Yaşıyormuşsun hissine kapıldım.
Gök yüzüne kanat çırptım mutluluktan.
Ahh
Sonra
Gölge adam
Sen devam et
Özgürlük şarkılarınla.
Biz uzaklarda da olsak
Seni duyarız, anlarız.
Ardından
Kana susamış geleneklere,
Göreneklere, kurban edilmenin
Tam da vaktinde, on beşinde
Giydirin gelinliği.O, kostüm zanneder.
Askerden döndü tam da vaktinde
Giydirin damatlığı.O, kostüm zanneder.
Evlat, hem sırtında taşıdığın hem de sırtını dayadığındır...Sevgi Gül İlkaN
Bir hüzün deryasında yüzüyordum;
Dalgınlığıma geldin ey aşk!
Düştüm.
Dağıldım.
Cepheden cepheye koşacak gücüm mü vardı?
Uğruna!
Bugünde gelmedin.
Öyle çok öldüm ki her gün batımında,
Yıldızlara yer kalmadı.
Bu gece de çay karası gözlerine demlendim;
Beklemek acı veriyor.
Harla karışık sabahı yudumlamaktayım.
Bugün de gelmedin.
Öyle çok öldüm ki her gün batımında,
Yıldızlara yer kalmadı.
Bu gece de çay karası gözlerine demlendim;
Beklemek acı veriyor.
Harla karışık sabahı yudumlamaktayım.
Gidiyor musun eylül?
Beni böyle güz dökümüne bırakıp.
Rüzgarlar neyin olur?
Niye böyle kol kolalar sensizliğin gelişiyle?
Gitme!
Göğüs kafesimdeki düşler yine göç edecek.
Eylülün ayak seslerini duyuyorum.
Hafiften bir rüzgar çıkıyor.
Dökülmeye başlayan yapraklar,
Hüznüm için yollara serilen sarı halılar.
Hatıralar karşılıyor beni.
İçimde yaralı bir coşku...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!