Toprağa ayrılığa
Gözyaşımın üstüne kordum
Nasıl oluyor da
Şu ev, şu yol alev almıyordu
İlk kez kanat açıyordum göğe
Peşine yalpalaya yalpalaya
Hep dudakla mı öpülür insanın yüzünden.
Eğilip gözyaşımla öptüm yüzünden.
Nasılsın diye sordum.
Keşke cevap verseydi üstündeki çiçek...
Bir nefes uğruna
Ne çok şiir olup öldüm.
Yüzüme çarpıyor
Gözyaşından kapılar.
Nasıl içinden çıkılır
Bu ölüm sancılarının?
Sararıp solan arka bahçelerin pencerelerine güller dikmişler
renk renk.
Bahar gitmesin
kıyısındayız
Bir düşün
Bir gülüşün.
Güzel gülmeli insan,
Güneşi doğurur gibi yüzünde.
Kışı çatlatıp,
Yazı dalından koparmalı.
Ve kendinden geçerken,
Mutlaka bir çocuğun kalbine yakışmalı,
Hevesin ve zevkin uğruna
Kaç gönül ocağı söndürdün
Nice gözyaşları döktürdün
Rab, hesabını sorar bir gün
Mutluluğunun çıkarına
Bi' yanım yangın
Bi' yanım onla karışık gözyaşı.
Onun ise
Gözlerinde uyku çiçeklerim uyanmış
Kalbinin üstündeki gülüm yaprak veriyor
Ellerinde mis kokulu reyhan
Yemem deyip yiyeceksin.
Giymem deyip
Siyahtan renklere geçeceksin.
Beyaz hep bi' tutkun olacak.
Gülmem deyip güleceksin
Öle öle.
Otobüsteyim.
Yanım sırada bir çift durmakta, yaşları altmış civarlarında.
Rami'ye geldiğimizde; amca, eşine ''bak burası Rami, ben sana buralarda çalışıp baktım ya'' diyerek yüzünden makas aldı.
Teyze, mahçup bir şekilde utanıp ''bir dur yapma'' dedi.
Amca, ''ne var ya seviyom seni'' diye devam edince, teyze ''bi' sus'' diye çıkıştı.
Amca, ''ne kızıyorsun yaşlı amcalar gibi'' deyince, beni bi' gülme tuttu. Kazağın boğazını burnuma kadar çekip gülmeye devam ettim, teyze daha da mahçup olmasın diye. Gülmemi saklamaya çalışsam da, teyze ile göz göze geldiğimde bunun fayda etmediğini, gülüp durma der gibi bakan bakışlarından anladım.
İç sahralarındayım
Umuda çok susadım
Güneşe kuyu açtım
Ah! Gözyaşlarım çıktı
Ciğer yakan hasreti




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!