Bilemezsiniz
Bir yaranın
Bir tebessümün içinde nasıl sızladığını.
Bilemezsiniz
Her kahkahada
Ağrıların nasıl dört nala şahlandığını.
Yüzüme hüzün dağıtan bir şiirdir her akşam
Hava kurşun gibi ağırlaşır, gün aksar
Yaz yangınlı bir yağmur telaşı başlar
Bütün gülüşlerim sular altında kalır
Rengarenk beni, o kara güne kaptırırım.
Meğerse, özlemek sevmeye eşdeğermiş
Ne vakit çağırsam ikisi birden gelir
Ruhunda içli içli hicran işitilir
Can usul usul toprağa doğru çekilir
Umutsuz umutlar ölmeye eşdeğermiş
Kaç asrın hikayesiyim ki ben
Ağrılar içinde yoğruluyorum
Bir taşın üstünde çizimim sanki
Milattan öncesine gidiyorum
Annem görse beni tanımayacak
Yabancı sanıp eve almayacak
Saçlarım sana yol olur taranır
Adımlarım varlığını aranır
Kirpiklerime kuşlar sıralanır
Son nefesini nereye bıraktın
Gülüşlerin gözlerimde canlanır
Yüzünü şiir diye örtüm üstüme.
Kalbim gamzenin içinde uyuklamakta...
Toprağına kavuşan yağmurum
Buğday buğday
Çiçek çiçek
Salkım salkım üzüm
İçi harlarla dolu nar
Ben bir kere öldüm dedim
İkincisine sakın inanmayın
Çünkü birincisine inanmadınız
Kiminiz...
Sahi ölmek neydi?
Düşersin, dizlerin yaralanır
Göğsündeki kuşlar yaralanır
Yarınlar acıya aralanır
Tez kapat pencereni kapını
Yollara ve kaleme kar doldur
Kar yağıyor
Zaman başa sarıyor
Çocukluğum gözümde canlanıyor
Babam damı kürüyor
Annem sobayı yakıyor
Radyoda samanyolu çalıyor




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!