Sen geçerken aklımdan,
Şarkılar kesilir orta yerinden.
Yokluğunun içindeki varlığına
Bir nefeste iki nefes çekiyorum;
Biri sana, biri bana.
Yüreğimdeki denizi sağarken kirpiklerim,
Akarsu geçerken üstümüzden
İstanbul'un asfaltlarında
Biz yürüyerek yüzüyorduk eve doğru
Biraz kırgın
Çokça eğlenceli.
Kırgın dediysem hani
Kıyafetlerini rüzgara doldurmuş ağaçlar.
Havada ayrılık esiyor.
Göçmen kuşlar da gitti buralardan.
Bilinmedik bir şehre doğru akıp gidiyoruz.
Aklım en çok da çiçeğim de kaldı
Ben anlatırdım o dinlerdi
Bazen taç olmak gerek övgüye hangi gönlün dost hangi dilin düşman olduğunu anlamak için.
Ve bir ara taç olursun dost yüzü takınan o maskeli dillere.
Aslında tahmin etmektesindir maksatlarının taç etmek değil de fırsatını bulunca yerden yere vurmak olduğunu.
Ve bilerek alırsın sana olan o övgüyü dillerinden intihar ederek.
Ve ardından duyarsın ''duyunca çok güldük'' övgüye nail eden o aynı dillerden!
Bilmezler ki, ''yıldızların'' her seferinde gökyüzünden doğmak için battıklarını!
Senin o yüreğine cümleler diker,
Şiirler biçerim öpe öpe.
Feyz alsın zenginliğin züppeliği,
Senin o fakirliği darağacına asan hallerinden.
Kafam esti bak yine!
Parktaki yaşıtlarınla,
Biraz bahar
Biraz yaz
Çokça sonbahar
Ebruli bir hazan
Kirpiklerime tablolar asan
Sen eylül
Ömrümün dudaklarını çatlatıp
İçinde hicran ırmağı akıtan
Beline kırmızı kabuk bağlayıp
Allı duvaklı acıya gönderen
Tabutunu gelin arabası yapıp
Azrail'e nefesimi sürdüren
Bazen sen olup
Kendimi unutuyorum.
Kendimi hiç hatırlamayıp
Sen olup kalsam
Bu acı geçer mi ki?..
Sevgilimizin dediği ''Cennet annelerin ayağı altındadır''
Sözüne kıymet vermeyerek
Cehennemim olup, ayaklarının altına aldın beni.
Yakıp, yıkıp, oradan araya savurdun
Başımı taştan taşa vurup
Yersiz, yurtsuz bıraktın beni
Söz konusu sen olunca evlat;
Bu sabır,
Ne pahalı bir mülkmüş;
Yüreğimin gücü yetmiyor.
Dayanmak ne mümkün yoksunluğuna.
Sanki ben değilim




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!