Rüzgarların valizine kekik koysa
Parfümlü şehirler kıskanır köyümü.
Papatyaların da fallar açar
Ha geldiler ha geleceklere
Yaza düğün dernek kurar
Hasreti urgandan bağ kurar
Hayat değil sensizlik çelme takan
Bu yüzden duruşum dört büklüm.
Bir buluta kaç cinayet işlettin de
Gülümsettiğim çizgilerimde bile yap bozarsın.
Akşam üstlerine konan kış güneşi
Sensizliğe düşüren gölgem içimi üşütüyor.
Sen!
Sen vurdun ya göğsümden!
Sen vurdun da ben öldüm mü?
Kalp atışlarım mı durdu? Yasını mı tutuyor nefesim?
Matem huyluya gül konur mu? Yetiştirdiğin karanfiller içinden mi?
Umurumda mı ki sen? Yokluğun fethedebilir mi varlığımı?
Tepeden tırnağa hüzünüm şimdi
Sakın gelme ey uykum!
Şiirle terk ettim seni
Seni bir daha anmak mı
Kabusum, tövbeler olsun;
Rüyalarına gömülmek mi bir daha...
Bilmem hatırlar mısın?
Gözlerimin gözlerinde senle yürüdüğünü.
İşte! O an kipriklerine astım kendimi
Ve mayın tarlası yüreğine düştüm.
Aslında bu bir vedaydı
Seni son görüşlerime az kala;
Biletsiz yolcuları geri çevirin
Bitirin artık şu cenaze törenini
Gözlerim artık almıyor almıyor,
Yüklenmeyin kirpiklerime dökülmek üzereyim.
Boşu boşuna vurup durmayın
Ve derinden bir oh çekiyorum
Kalabalığın arasından sıyrılınca.
Kendimi Eminönü meydanında bulup
Soluk soluğa bir nefes daha alıyorum.
Cami avlusundaki güvercinlerin yanında
Eşlik eden küçük melekler nede sevimli.
İnfazımın hayat ağacına
Yosun tutan acılarımdan
Cesetlerim dökülse de her sonbahar
Şimdilerde öyle bile değilim anne
Belkiler yön değiştirmiş.
Umutlar yuva kurmuyor dallarıma
Kim bilir, belki de kendimden
Belki de herkesten ve her şeyden
Firar edesim var.
Göz gözün görmediği
Bir orman kuytusuna bulaşıp
Rüzgara sataşasım var.
Bugün de düşmek üzere takvimlerden
Üst üste yığılan dünlerin üstüne.
Mecburiyet duraklamayı affetmiyor
Ne de gereğinden fazla koşmayı...
İstesek de istemesek de
Geceye öleceğiz yaşamak için.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!