Hınzırın uğultusu kapımı çalmadan
Saatler on iki ye vurmadan önce
Takvimler son yaprağından düşmeden
Kırlangıçlar yerlerde sürünmeden
Söyleyin söyleyin onu ne çok sevdiğimi
Ben söyleyemedim.
Sen!
Sen vurdun ya göğsümden!
Sen vurdun da ben öldüm mü?
Kalp atışlarım mı durdu? Yasını mı tutuyor nefesim?
Matem huyluya gül konur mu? Yetiştirdiğin karanfiller içinden mi?
Umurumda mı ki sen? Yokluğun fethedebilir mi varlığımı?
Gözlerimin üstüne üstüne bastığı
Bir çift siyah denizin yıldızındayım.
Ne yana dönsem şimşek döşenmiş
Bir kıskacın içinde mahkum bakışlarım.
Dört yanım dikenlerle çevrilmiş
Bakışlarının aynasında bir damlayım.
Bir müzik aleti olsaydım eğer,
Keman olur çalınırdım ellerinde.
Güneşin hükmünü dize getirir
Yıldızları hapsederdim gece gözlerine.
Birazcık da hüznümden sürme çeker,
Boncuk boncuk dizilirdim kirpiklerine.
Rüzgarların valizine kekik koysa
Parfümlü şehirler kıskanır köyümü.
Papatyaların da fallar açar
Ha geldiler ha geleceklere
Yaza düğün dernek kurar
Hasreti urgandan bağ kurar
Hayat değil sensizlik çelme takan
Bu yüzden duruşum dört büklüm.
Bir buluta kaç cinayet işlettin de
Gülümsettiğim çizgilerimde bile yap bozarsın.
Akşam üstlerine konan kış güneşi
Sensizliğe düşüren gölgem içimi üşütüyor.
Kendi dışında tebessüm edip
İçindeki gurbette yaşarmış insan
Yağmur olup, çamur olup.
Bir hayale yamanırmış insan
Gölgesine yaslanıp
Doğmayan günü bekleyip
Hepimizin ''dil'' olarak bildiği
Ağız içinde barınan insandır.
Sevimli ayağına yatıp
İnsanı rezil de eder vezirde.
Dudaklarımızın arasından pır diye uçup
Olur olmadık ağızda yuva kurar
Ahh
Ateşten bahar bitmiyormuş.
Ektiğim insanlık,
İçine düşer düşmez kül oldu.
Saymaya kalkamıyorum bile
Gövdende ki çırpınışlarımı.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!