Ömrüme güneşim diye açanların
Arkası fırtına çıktı.
Kırılan dallar da benim
Kaybolan yıllar da.
Niye zahmet etsinler ki
Dünya bilmem kaç ölümdü
Kendimi beyaz sayfalara
Şiir şiir sarıp da yaşadım
İçimden taşan denizlere
Sırtımı yasladım
Bu ellerim, bu bakışlarım kimin?
Aynadaki kendim bana seni resmediyor.
Benden geriye bıraktığın bir tek ayakkabım.
Elbiselerim bile sen kokuyor...
Ben gurbeti hep uzaklarda sanırdım...
Gurbet neresi deseler: pencere önü derdim...
Ömrüm sadece bir nefes...
Gurbet denilince akla gelen ilk şey, memleketinden uzakta olmaktır.Oysaki yaşam denen döngüde gurbet insanla iç içedir.
İnsan doğarken gurbete çıkar annesine acı çektirerek.Oksijenin ciğerlerimizi yakması ilk gözyaşımıza sebep.Mutluluğu acıyla tadıyoruz...
Agularla büyüyerek bebekliğimizi çocukluğa, genç olmak için acele ederek çocukluğumuzu gençliğe, hayat telaşına kaptırarak gençliğimizi yaşlılığa defnediyoruz.
Saydım
Üç yüz altmış beş güne
Üç yüz altmış beş adet etmedi aldığım nefes.
Ölü günler suluyorum bir yeşil yaprak uğruna.
Göğüs kafesimde bir kuş uyuyor
Kaldır başını göğe bak
Gökten siyah deniz akıyor kupkuru
Oysa dün gri bir yağmurdu bu susuzluk
Toprağa ardı ardına selamlar çakarken şimşek
Değişir elbet bugünler de değişir
Hadi güneşe as nemli gözlerini...
Bir çiçek boynunu büküp
Dedi ki
Dışarıda yağmur yağıyor
Beni ona götür
Kavuşacaklarım var
Sen beni asıl
Ve karar verdik, aklım ile ben çıktık yola.
Daha onun haberi yok.
Aslında yokmuş gibi davranıyor
En can alıcı yerden vurmak için.
En can alıcı yerinden vurmak için
Serseri kurşunlar diziyorum aklıma, mantığıma.
Vardır her şeyin bir hasat vakti
Mutluluğun da hüznün de.
Kimse bilmez
Bir eli üzüm toplarken
Diğer elinin hüzün topladığını.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!