Annemin gözyaşı
Göğsüme akardı.
Sonra
Tırnak uçlarıma kadar
Bir acı sızardı...
Sonra
Gülüşüm yalancı yaz;
İçim kış kıyamet.
Hasretin soğuk yangın;
Küle dönmekten yoruldum.
Gök yüzüne kanat açtım.
Gözlerinin kapısındayım
Küçükken olduğu gibi
Gidip kiraz ağacımızın en tepesine
Ya da ceviz ağacımızın en tepesine çıkıp
Bak anne kuş oldum diye bağırmak istiyorum.
Lakin ne annem kaldı
Ne kiraz ağacımız
İçimize bir boşluk çöktü
Çıkamıyoruz duygularımızın enkazı altından.
Sanki bütün kuşlar ölmüş.
Pencere önleri yere düşmüş.
Kapılar toprağa kilitli.
Çilingirlerin gözyaşları çaresizliklerinden.
Duydun mu yüreğim?
İki annenin daha yüreği
Dalından düşen gülüne kül.
Söylesene yüreğim
İnsan nasıl lav olup akar
Kollarından tırnak uçlarına kadar...
Şiir beliriyor gözlerimde
Güneşin elbisesini ıslatan
Kirpiklerimin paçaları göle dönüyor
Dünya nasılsa dönmüyor
Ne sevgimde ne hüznümde
Sığamıyorum kainata
Dikkat edin!
Sizi ne mutlu ediyorsa ona dönüşürsünüz...
Dünya gözünde olanın
Ahirete yükü çok olur...
Kanatlarımdan yana yana
Yere çakılıyorum
Bana biraz yağmur
Biraz da toprak gerek.
Kanatların ateşe değdiğinde
Ruhundan yanarak ölmek
Kalbim küt küt
Tıkır tıkır
Bana değil sana çalışıyor
Dışarı güneş açmış
Hüznüm mü dinmiş
Suçlar uçuyor havada.
Suçlar!
Her suç konacak dal arar.
Dallar kuşların.
Sonuna kadar açılan müziğin sesi ve tepinme,
Yan odadaki kanser hastasını inletiyor.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!