Ölüme uykum geliyor...
Yine kırık döküğüm.
Umduğun gibi buldun mu beni?
Eylül!
Doldur bir bardak daha hüzün...
Varlığının hercaisi
Sol yanıma saplandığından beri
Kalbi delik yaşıyorum
Üstüm başım sen mühürlü.
Yokluğunun ellerinden
İçimden geçip gidiyorsun beyaz.
Döküle döküle koşuyorum ardından.
Lapa lapa yağarak koşuyorum ardından.
Niye bu kadar ağırım kendime?
Binmişim kapaklı kayığa.
Beni yetiştirsinler sana...
Toprağına eğilip gözlerinden öptüm
Ayrılık döküldü kirpiklerimden.
Ah benim kalbi kanayanım
Ah benim kalbimi kanatanım
Kalbinin üstündeki gülde
İki kan damlası
İçimden yürüyüp gittiler. Sormadılar çiçeklerin eziliyor mu diye...
Ev dediğin nedir ki iki değersiz eşyadan başka...
İnsan dediğin yürekte ağırlanır.
Yürek dediğin uçsuz bucaksız;
Ve herkes kendine o yürekte bir bahçe ayırır.
Benim zannettiğin bahçe senin;
İster gül ol, ister diken;
Tek cümlelik insanlardan
Çok cümlelik yorgunluklarımız var;
Anlatmaya kalsak,
Dinlenmeye
Saatte daha çok var geçecek.
Ellerinde güllerle gelenlerden
Bakmayın siz benim çocuk görünüşüme
Dışımdaki benden kat kat büyüğüm.
Günler haftaları, haftalar ayları, aylar yılları
Ani bir haberle çarptı yaşıma.
Otuz yılı acı bir haberle doldurdum...
Evde, üç çocuk, bir eş...Ben baba yaşındayım.
İnsanlığın yüreğinden düşürüldüğü
Milyonlarca parçalarından biriyim.
Köşe başlarına sıçrayan ruhunun
Semadaki can çekişen haliyim.
Bedenimde feryat eden insanlığı
Ağlatamıyorum artık gözlerimde.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!