Biraz bahar
Biraz yaz
Çokça sonbahar
Ebruli bir hazan
Kirpiklerime tablolar asan
Sen eylül
Sen gelsen
Doğrulur boynum sol yanımdan.
Silkelenir omuzlarımdaki tabutlar.
İçeri girerken o güzel gülüşün
Matem çıkar gider kapıdan.
Bir çocuğa baktım bugün
Nasıl sen gülüyordu.
Sanki seni gördüm.
Allah'ım!
Öldüm mü ben yoksa dedim...
Ömrümün dudaklarını çatlatıp
İçinde hicran ırmağı akıtan
Beline kırmızı kabuk bağlayıp
Allı duvaklı acıya gönderen
Tabutunu gelin arabası yapıp
Azrail'e nefesimi sürdüren
Seni annenden bile daha çok sevdim
Haylazlığına delirip durmam ondan
Bana yanlış yapmaya kalkışma bayım
Aşığın öfkesi de hardır, yakarım
Seni annendeki merhametle sevdim
Şiiri sevmiyormuş.
O neymiş öyle hüzünlü hüzünlü...
Senin duyguların sirke...
Şiir şarap...
Sevmemen normal tabii...
Seni sevmek
Dünyalar dolusu hasrete rağmen
Zahmet değil rahmet
Seni sevmek hazine
İnci, mercan, zümrüt gönüle
Öyle güzel esiyordu ki rüzgar
Sen diye içime çektim
Öyle güzeldi ki gökyüzü
Mavisinde gri, süt beyaz bulutlar
Bir kaç parlak yıldız, bir de ay
Öyle güzel esiyordu ki rüzgar
Sen diye içime çektim
Öyle güzedi ki gökyüzü
Mavisinde gri, süt beyaz bulutlar
Bir kaç parlak yıldız, bir de ay
Bazen sen olup
Kendimi unutuyorum.
Kendimi hiç hatırlamayıp
Sen olup kalsam
Bu acı geçer mi ki?..




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!