Beyaz bir kundaktayım;
Yıldızlardan süt sağıyor gözlerim.
Kadehte hüzün.
Sesi yok ağıdımın.
Zulada toz tuttu dile getiremediklerim.
Ninniler yaprak dökümünde
Kadın rüzgar çiçeği
Kendinin göz bebeği
Hüzünlüdür belleği
Dinlenir gülüşünde
Kadın kuş cıvıltısı
Sen hep kuşlardandın
Canının penceresi de mi açıktı.
Bebekliğinde, çocukluğunda
Tenini mutlulukla yıkadığım
Yirmi iki yaşında kalışınla
Bu dünya kalp taşınacak yer değilmiş...
Ne çok öldük kahrımızdan...
Gurbette düşmek yerlerde kalmakmış
Ellerimden kendi ellerim tuttu.
Sen yanımda olsaydın anneciğim
Ben bu kadar çok kan kaybetmezdim hep.
Dünyada kimsen yok mu denilmesi
Yanan kalbin, günahları kül olsun!..
Ki o kalbi
Bu dünya yaktı tutuşturdu...
Sarılmaya, kışın çatılardan sarkan sarkıttı
Bahar umudu soğuk aldırdı
Gönlü yanmamıştı
Yaz olmaktan anlamazdı
Soğuk soğuk eserdi, ev buz keserdi
Yüzü donuk, gözlerinin feri sönüktü
Yanına dalıp gitmişim
Bıçak parmağıma değil
Sanki ruhuma değdi
Tezgaha inen kırmızı gülleri
Sendendir, dallarındandır bildim
Yaraya tuz bastım, gıkımı çıkarmadım
Dizlerine yatıp derdimi anlatıyorsam kalbime, kalbim annemdir...
İnsan küle döndüğünde soğurmuş dünyadan.
Kül kül savruldum rüzgara ve kaldırımlara.
Yürürken yüreğimi dizlerimde salladım;
Dizlerim beni kucağında taşıyan annem.
Bulutlar da beni avutmaya çalıştılar;




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!