Selin Özalan Şiirleri - Şair Selin Özalan

Selin Özalan

Bazen insanın içinde kimsenin görmediği bir dünya vardır. Dışarıdan bakıldığında her şey normal görünür; gülersin, konuşursun, hayatına devam edersin. Ama insanın iç dünyası çoğu zaman sessiz bir okyanus gibidir. Üstü sakin görünür ama derinlerinde fırtınalar kopar. İnsan en çok da anlatamadıklarını taşır içinde. Çünkü bazı duygular kelimelere sığmaz; bazı yaralar da görünmez olduğu için kimse tarafından fark edilmez.
Bir insanın yaşadıkları, geçmişte karşılaştığı kırılmalar, güvensizlikler ve hayal kırıklıkları zamanla onun ruhunun bir parçası olur. İnsan aslında yaşadıklarıyla şekillenir. Birine güvenmeyi öğrenirken bazen güvenin nasıl kırıldığını da öğrenir. Birini sevmeyi öğrenirken bazen sevginin nasıl acıttığını da hisseder. Ama yine de insanın içinde bitmeyen bir şey vardır: yeniden inanma isteği. Çünkü kalp ne kadar kırılmış olursa olsun, içinde hâlâ sevme ve bağ kurma gücünü taşır.
Psikolojik olarak insanın en büyük ihtiyacı anlaşılmaktır. Çünkü anlaşılmak, insanın varlığının kabul edilmesi gibidir. Birinin seni gerçekten anlaması, sadece sözlerini değil içindeki sessizliği de duyması demektir. İşte o zaman insan kendini yalnız hissetmez. Çünkü bazı insanlar vardır; kalabalıkların içinde bile yalnızdır. Ama bazı insanlar da vardır; tek bir kişinin yanında kendini dünyanın en güvende hisseden insanı gibi hisseder.
İnsan bazen güçlü görünmeyi öğrenir. Çünkü hayat ona bunu öğretir. Kırıldığında bile dimdik durmayı, canı yandığında bile gülümsemeyi öğrenir. Ama güçlü olmak aslında hiç incinmemek değildir. Güçlü olmak, incinmiş olsan bile kalbinin iyi tarafını kaybetmemektir. Çünkü en zor şey, kırıldıktan sonra bile kötü biri olmamayı başarabilmektir.
Duygular insanın en gerçek tarafıdır. İnsan aklıyla değil, çoğu zaman kalbiyle yaşar. Birini sevdiğinde, ona değer verdiğinde, onun bir bakışı bile bazen gününü değiştirir. Çünkü sevgi insanın ruhuna dokunan bir şeydir. Ama sevginin içinde korkular da olabilir. Kaybetme korkusu, yanlış anlaşılma korkusu, kırılma korkusu… Bunlar aslında insanın zayıflığı değil, derin hissettiğinin göstergesidir.
Hayatın en garip tarafı ise şudur: İnsan bazen en çok yaralandığı yerden güçlenir. Geçmişte yaşananlar, yaşanan acılar ya da hayal kırıklıkları insanın kalbinde iz bırakır. Ama o izler aynı zamanda insanı daha derin, daha anlayışlı ve daha güçlü biri haline getirir. Çünkü acı, insanı ya sertleştirir ya da olgunlaştırır. Ve çoğu zaman gerçekten derin düşünen insanlar, hayatta en çok şey hissetmiş olanlardır.

Devamını Oku
Selin Özalan

İnsan bazen hayatın içinde fark etmeden büyür. Zor anlar, sorumluluklar, verilen kararlar… Bunların hepsi insanın karakterini sessizce inşa eder. Güç dediğimiz şey çoğu zaman dışarıdan görülen bir sertlik değildir; asıl güç, insanın kendi zihnini ve duruşunu kontrol edebilmesidir. Çünkü gerçekten güçlü olan insanlar, hayatın onları nereye savurduğundan çok kendilerinin nasıl durduğuna bakarlar.
Güçlü bir insan, herkes gibi hata yapabileceğini bilir ama hataların içinde kaybolmaz. Onları bir yük değil, bir deneyim olarak görür. Çünkü hayatın içinde ilerleyen herkes bilir ki büyümek bazen konfor alanından çıkmayı, bazen de kimsenin cesaret edemediği kararları almayı gerektirir. İşte tam o noktada insanın karakteri ortaya çıkar.
Gerçek güç, başkalarına kendini kanıtlamak zorunda kalmadığında ortaya çıkar. Çünkü güçlü bir insan sessiz de olsa kendinden emindir. İnsanların ne düşündüğü ya da ne söylediği onun yönünü değiştirmez. O kendi yolunu, kendi değerlerini ve kendi sınırlarını bilir. Bu yüzden güçlü insanlar kalabalıkların içinde kaybolmaz; tam tersine kalabalıkların içinde bile kendi duruşlarını korurlar.
Hayatta herkes aynı yerden başlamaz ve herkes aynı şartlara sahip değildir. Ama insanın gerçek değeri sahip olduklarıyla değil, sahip olduklarıyla ne yaptığıyla ölçülür. Çünkü bazı insanlar en zor koşullarda bile kendilerini geliştirmeyi, ayakta kalmayı ve ilerlemeyi başarır. Bu da gösterir ki insanın en büyük gücü aslında dışarıda değil, kendi zihninin içindedir.
Kendini tanıyan bir insan kolay kolay sarsılmaz. Çünkü neyi neden yaptığını bilir. Ne istediğini, neyi kabul etmeyeceğini ve nereye ait olduğunu fark etmiştir. Böyle insanlar başkalarının beklentilerine göre yaşamazlar; kendi değerlerine göre yaşarlar. Bu da onlara başkalarının kolay kolay sahip olamayacağı bir özgürlük verir.
Hayat bazen hızla değişir, insanlar gelir gider, şartlar farklılaşır. Ama güçlü bir insanın temelinde değişmeyen bir şey vardır: karakter. Çünkü karakter, insanın en sessiz ama en sağlam tarafıdır. İnsan her şeyi kaybedebilir; zamanını, fırsatlarını, hatta bazen başladığı noktayı bile. Ama karakterini koruyan biri, her zaman yeniden bir yol bulabilir.

Devamını Oku
Selin Özalan

Çocuklukta dışlanma yaşayan bireyler, sevgi ve kabul görmedikleri bir ortamda büyüdükleri için yetişkinlikte güven sorunları yaşar. Bu da sağlıklı ilişki kurmalarını zorlaştırır; çünkü bağ kurmak, reddedilme korkusuyla sürekli tehdit altındadır.

Devamını Oku
Selin Özalan

Dudaklar gülerken insan ağlayamaz mı
Gözler başka, kalp başka anlatamaz mı
Bir tebessüm saklar en derin yarayı
Kimse bilmez içimde kopan fırtınayı
Gülüşüm biraz senden kalma belki de
Ağlayışım sensizliğin hediyesi

Devamını Oku
Selin Özalan

Eğer sen kendine dönmezsen, yapacaklarının bir sınırı olmaz. Önce dur, kendine dön ve ne hissettiğini gerçekten anlamaya çalış. Kendinde sürekli eksikleri gördükçe, hayat seni daha çok yoracak. Oysa insan, eksikleriyle tamamlanır, hatalarıyla büyür ve olgunlaşır. Hepimiz hata yaparız... Kim hata yapmadı ki bu zamana kadar? “Ben hep doğruyum” diyenler bile bir gün mutlaka yanılmıştır. Şu anda beklediğin kişi gelmedi diye kendini hayata kapatman, inan bana, hiç de doğru değil. Hayat, sadece bir kişinin gelişiyle ya da gidişiyle bitmez. Hayat devam ediyor; hem de senin dertlerini umursamayacak kadar hızlı. Zaman akıyor ve sen her geçen an, yaş alıp biraz daha büyüyorsun. Önce kendi hedeflerini koy önüne. Ne istiyorsun? Ne olmak istiyorsun? Şu an bulunduğun yerden bakınca, gelecekte kendini nasıl görmek istiyorsun? Bunları düşün. “O bana bunu yaptı, bu bana acı verdi...” diye tekrar tekrar düşündüğünde, bil ki o kişi çoktan yoluna devam etmiş bile. Oysa sen, aynı acının içinde kendi kendini tüketiyorsun. Düşünmek insana güç verir, ama sürekli kötü düşünmek ruhu karartır. İyi düşünmeyi dene. Mutluluğu hayata çağır. Çünkü hayat, aslında sana her gün yeniden hediye veriyor. Yeter ki bakmayı, görmeyi ve şükretmeyi bilelim. Önemli olan, hatalarından ders çıkarıp, kendine yeni bir yol çizebilmek. Unutma: Sen nasıl bir hayat istiyorsan, o hayatı kendi ellerinle kuracaksın. Evet, insanlar bazen hayatımıza ders olsun diye girer. Bazen gözümüzü açmak için gelirler. Ama en büyük karar yine sende olacak. Her zaman kalbinin sesini dinle. O sana en doğru yolu fısıldar. Eğer sana kötülük yapan birine, sen de kötülükle karşılık verirsen... Onunla aynı yerde buluşmuş olursun. Bu yüzden, kalbini kirletme. Kendini değerli hisset, kendini sev. Başkalarından sevgi beklemek yerine, önce kendine şefkatle yaklaş. Göreceksin, sen kendini sevdikçe hayat da seni sevecek. Şu an nefes alabiliyorsan, hâlâ şanslısın. Yürüyebiliyorsan, hayatın sunduğu güzelliklere doğru adım atmaya devam et. Yolda sana inanmayanlar olacak, seni küçümseyenler olacak. “Sen mi yapacaksın?” diyenler olacak. Aldırma. Sen doğru bildiğin yolda yürümeye devam et. Çünkü azim ve kararlılık, seni hayal ettiğin yerlere götürecek. Umudunu hiç kaybetme. Her şeyin bir nedeni var. Olması gereken oluyor, olmaması gereken de ne yaparsak yapalım olmuyor. Hayatı biraz da bu gözle görürsek, acılarımız bile anlam kazanır. Unutma, umutsuz insanlar karanlıkta kalır. İçindeki umut ışığını asla söndürme. O ışık seni hayata bağlayan en kıymetli şeydir. Başkalarının hayallerinin önünde durmasına izin verme. Senin hayallerin, senin yolun... Bazen mutluluk, bir çocuğun tebessümünde gizlidir. Bazen de yağmurda özgürce ıslanmakta... Ya da bir sabah yürüyüşünde, doğanın kalbini duymakta. Evren bize her gün hediyeler sunuyor. Yeter ki onları görecek gözlerimiz olsun. Sürekli kötü şeyler düşünürsek, kötü enerjiler yayarız ve sonunda hayatımıza da bunlar çekilir. O yüzden güzel düşün, güzel yaşa. Hayatın kontrolü, senin ellerinde. Sağlıkla, huzurla ve mutlulukla ilerle. Baharını kışa çevirmelerine izin verme. İçindeki o neşeli çocuğun sesine kulak ver. O çocuk hâlâ orada, hâlâ umut dolu. Ve en önemlisi: Kendine inan. Çünkü sen, düşündüğünden çok daha güçlüsün.


Devamını Oku
Selin Özalan

Düşündüğümüz şeyler hem bedenimizi hem beynimizi hem de psikolojimizi derinden etkiler çünkü zihin ile beden arasında güçlü bir bağlantı vardır.

1. Beyin: Düşüncelerimiz, beynimizdeki kimyasal yapıyı etkiler. Örneğin, olumlu düşünceler dopamin ve serotonin gibi "iyi hissettiren" hormonları artırır. Negatif düşünceler ise stres hormonu olan kortizolü yükseltebilir.

2. Beden: Sürekli stresli ya da kaygılı düşünceler, kalp atışını hızlandırır, kas gerginliği yaratır, mide problemlerine yol açabilir. Olumlu düşünceler ise bedenin gevşemesini sağlar, bağışıklık sistemini güçlendirir.

Devamını Oku
Selin Özalan

Eğer sen kendine dönmezsen, yapacaklarının bir sınırı olmaz. Önce dur, kendine dön ve ne hissettiğini gerçekten anlamaya çalış. Kendinde sürekli eksikleri gördükçe, hayat seni daha çok yoracak. Oysa insan, eksikleriyle tamamlanır, hatalarıyla büyür ve olgunlaşır. Hepimiz hata yaparız... Kim hata yapmadı ki bu zamana kadar? “Ben hep doğruyum” diyenler bile bir gün mutlaka yanılmıştır. Şu anda beklediğin kişi gelmedi diye kendini hayata kapatman, inan bana, hiç de doğru değil. Hayat, sadece bir kişinin gelişiyle ya da gidişiyle bitmez. Hayat devam ediyor; hem de senin dertlerini umursamayacak kadar hızlı. Zaman akıyor ve sen her geçen an, yaş alıp biraz daha büyüyorsun. Önce kendi hedeflerini koy önüne. Ne istiyorsun? Ne olmak istiyorsun? Şu an bulunduğun yerden bakınca, gelecekte kendini nasıl görmek istiyorsun? Bunları düşün. “O bana bunu yaptı, bu bana acı verdi...” diye tekrar tekrar düşündüğünde, bil ki o kişi çoktan yoluna devam etmiş bile. Oysa sen, aynı acının içinde kendi kendini tüketiyorsun. Düşünmek insana güç verir, ama sürekli kötü düşünmek ruhu karartır. İyi düşünmeyi dene. Mutluluğu hayata çağır. Çünkü hayat, aslında sana her gün yeniden hediye veriyor. Yeter ki bakmayı, görmeyi ve şükretmeyi bilelim. Önemli olan, hatalarından ders çıkarıp, kendine yeni bir yol çizebilmek. Unutma: Sen nasıl bir hayat istiyorsan, o hayatı kendi ellerinle kuracaksın. Evet, insanlar bazen hayatımıza ders olsun diye girer. Bazen gözümüzü açmak için gelirler. Ama en büyük karar yine sende olacak. Her zaman kalbinin sesini dinle. O sana en doğru yolu fısıldar. Eğer sana kötülük yapan birine, sen de kötülükle karşılık verirsen... Onunla aynı yerde buluşmuş olursun. Bu yüzden, kalbini kirletme. Kendini değerli hisset, kendini sev. Başkalarından sevgi beklemek yerine, önce kendine şefkatle yaklaş. Göreceksin, sen kendini sevdikçe hayat da seni sevecek. Şu an nefes alabiliyorsan, hâlâ şanslısın. Yürüyebiliyorsan, hayatın sunduğu güzelliklere doğru adım atmaya devam et. Yolda sana inanmayanlar olacak, seni küçümseyenler olacak. “Sen mi yapacaksın?” diyenler olacak. Aldırma. Sen doğru bildiğin yolda yürümeye devam et. Çünkü azim ve kararlılık, seni hayal ettiğin yerlere götürecek. Umudunu hiç kaybetme. Her şeyin bir nedeni var. Olması gereken oluyor, olmaması gereken de ne yaparsak yapalım olmuyor. Hayatı biraz da bu gözle görürsek, acılarımız bile anlam kazanır. Unutma, umutsuz insanlar karanlıkta kalır. İçindeki umut ışığını asla söndürme. O ışık seni hayata bağlayan en kıymetli şeydir. Başkalarının hayallerinin önünde durmasına izin verme. Senin hayallerin, senin yolun... Bazen mutluluk, bir çocuğun tebessümünde gizlidir. Bazen de yağmurda özgürce ıslanmakta... Ya da bir sabah yürüyüşünde, doğanın kalbini duymakta. Evren bize her gün hediyeler sunuyor. Yeter ki onları görecek gözlerimiz olsun. Sürekli kötü şeyler düşünürsek, kötü enerjiler yayarız ve sonunda hayatımıza da bunlar çekilir. O yüzden güzel düşün, güzel yaşa. Hayatın kontrolü, senin ellerinde. Sağlıkla, huzurla ve mutlulukla ilerle. Baharını kışa çevirmelerine izin verme. İçindeki o neşeli çocuğun sesine kulak ver. O çocuk hâlâ orada, hâlâ umut dolu. Ve en önemlisi: Kendine inan. Çünkü sen, düşündüğünden çok daha güçlüsün.

Devamını Oku
Selin Özalan

Benim babama olan kırgınlığım küçüklüğümden geliyor. Önceden her şey bana tozpembe görünürdü, sonra yaş aldıkça annemin gözlerindeki hüznün sebebini öğrendim. İçimde hiç istemediğim bir kırgınlık oluştu babama karşı. Normalde iyi anlaştığımız zamanlar oldu ama sonra bir şeyler değişti. O beni duymadı, ben onu… Evde kavgalar başladı. Babam alkol içip eve geç saatlerde gelirdi. Eve gelir, susmaz, bazen anneme bağırırdı. Ben annemi savununca bana da kızardı. Küçücük sebeplerden koca bir kavga çıkarır, sonra kafayı vurup yatar, sabaha hiçbir şey hatırlamazdı.

Ben babam gibi birine âşık olmaktan hep korkardım. Ama sonra bir baktım ki aynı babam gibi birine âşık olmuşum. İnsan, ne eksikse hep onu özlüyor galiba. Bizim hiçbir şeyimiz eksik olmadı, ama zor zamanlarda birbirimize destek olmak yerine birbirimizden uzaklaştığımızı fark ettim. Annem saatlerce babamın yolunu gözlüyor… “Neden?” diye soruyorum kendi kendime. Neden bir insan bir kadına bunları yaşatır? Erkek olmak özgürlükse, her şeyi yapabilme yetkisi veriyorsa, ben böyle adamlığa başlarım.

Annemin gözünde hep gördüm o suskunluğu. Bana yansıtmıyor ama içinde sustukça boğuluyor. Ben de kimseye anlatamıyorum. Anneme anlatsam üzülür, ona dayanamam. Çoğu zaman içimdekileri yazarak susturdum kendimi. Bazen dışarıda baba-kız ilişkilerine bakıp özeniyorum. Onlar babalarıyla dertlerini paylaşırken ben babama bir şey anlatamıyorum. En ufak bir konuda “Sen de çalış, ne duruyorsun?” diyor. Evde kendimi rahat hissedemiyorum. Babamdır diyorum, atamdır sonuçta. Ona kızmak istiyorum, “Neden bizi anlamıyorsun?” demek istiyorum. Ama sadece susup yazıyorum.

Devamını Oku
Selin Özalan

Geçmişimi değiştiremeyeceğimi anladım. Geçmişimi kabul edip hayatıma devam ettim. Artık eskisi gibi üzülmüyorum, artık derdimi anlatıyorum. Geçmişimi kabul ettiğimde kendimle olan o amansız savaş bitti ve kazanan ben oldum.

Zor oldu. Bazen “hiç geçmeyecek” dedim, bazen “ben bunu atlatamam” dedim. Ama sonra atlattım. Geriye dönüp baktığımda beni alkışlayan içimdeki o çocuk bana gülümsüyor. Artık kendime ilaç olmayı öğrendim.

Önceden isyan ederdim: “Neden böyle? Neden bu benim başıma geldi?” diyordum. Şimdi ise bir şey olması gerekiyorsa oluyordur. Kaderin önünde durulmazmış ama kader biraz da bizim elimizdeymiş, bunu anladım.

Devamını Oku
Selin Özalan

Tüm günlerimi geride bıraktım. Bana acı veren her şey artık uzağımda. Kendime güvenmeyi, kendimi sevmeyi, kendime sarılmayı ve dinlemeyi öğrendim. Artık başkalarının sözlerinin hayatımı etkilemesine izin vermiyorum.

Önceden sürekli “neden böyle dedi” diye düşünür dururdum. Fakat zamanla fark ettim ki bu bana sadece acı veriyor. O yüzden yaşadıklarımı bir kenara bırakıp yeni bir sayfa açtım. O sayfanın ilk satırına mutluluğumun resmini çizdim.

Bugün geriye dönüp baktığımda, hatalarımla olgunlaştığımı ve tüm savaşların içinden geçerek gerçek gücü kendi içimde bulduğumu görüyorum. En önemlisi de; günahlarım, hatalarım ne kadar çok olursa olsun kalbimin bir yerinde masumiyetini yitirmemiş, hâlâ güzelliklere inanan bir yanım var. İşte bu yanım, beni her geçen gün daha da güçlendiriyor.

Devamını Oku