İçine çektiğin her nefes
Yüreğimdeki ışıkla sevişsin önce
Sana beslediğim ışıkla, umutla ve aşkla
Bu önce seni, sonra beni ölümsüz yapacaktır
Aynı ışığın kulpundan tutuyordu vakit
Telgraf tellerinde üşümüş kuşlar
Bacalardan kırık dumanlar yükseliyordu
Bir adam yürüyordu usulca karanlığa
Sıkılı yumruklarıyla aşkı taşıyordu
Vedaların ellerini tutmuşsun kurşun bakışlarınla
Sazımda ağlar iken nağmeler, el sallamışsın bana
Her aşk önce yüreğinden vurulur, düşer toprağa
Kıyametimdir can evin, güller ek bu aşkın hatırına
Çileyi saflara dizdim yokluğunda, dilimde hep adın
‘Deniz susmuşsa rüzgâr saklar göğsünde sırrını. Bir kısrak bakışıdır hayat, içinde taşır asırlardır kangren aşkları. Coşkulu ırmaklar kurursa bir gün, yaşamın kanlı kundağında bir bebek ağlarsa, işte o gün yazarım aşkın en hazin şarkılarını’…
Suskumuzsa ansızın vurulan
Yeryüzünü terk etsin bütün kuşlar
Kayıp düşleri aramasın insanlar
Dilimlere ayrılan duyularımızın hacminde
Adını sanını bilmediğim yerlere açtığım yelken gibi parçalanıyorum kokunun yeliyle
Yanık bir özlem buğusu varlığını düşünmek, ruhumda alabora gemiler, içimde sen
Başak karası bakışlarının soylu retinasından atlılar geçiyor, ellerinde savaş baltaları
Sana sürüyorum sevdanın atını, yoksul gönlümde acıkmış sevinin firari haykırıları
Umutlarla kıymık olup, sonra da yamalı denizlere kürek olup aşka sürüklendiğimiz sancılı bir denizdir yaşamak. Kayıp küreleri arayan simyacıların düş haritasında bu yüzden hep umut vardır ve yaşamak düşle boyalı bir saraydır. Yorgun sular terli ve düşünceli insanları taşır umuda, mevsim geçişleriyle hırpalanır iken deniz. Kıyıda bir kadın denizi, insanları ve vapurları izlerdi, çocuk yüreğindeki sevinçleri o kocaman şehre beler iken.
Aheste bir yangın öpüşü güzelliği, geceler dilinde köle
Saçlarında firari bir rüzgâr hıçkırığı, dizlerinde özlem
Seni çoğaltır bütün düşünüşler, çıplak gönlünde yalnızlık
Bacasız evlerde ömür sürersin, açıklarında mavi bir gemi
Avaz suskularımın bağ bozumlarındayım
Ceplerime sığdıramadığım bir ömür yaşamak
Tenimi kavuran yaz sıcakları gibi susuzluğum
Başımda apansız esen sam yellerince sana dirilişim
Yüreğim darlaştıkça müptela özlemine sarılırım
Kıyım pişmanlıklarımın yalım sepkeninde ben
Nafaka arıyordu göklerde, bulutlara değecekti sanki elleri
Umudun durgun gölleriydi daldığı, düşse parçalanacaktı
Bileklerindeki titreyişlere hükmetti bir an, korkaktı dilleri
Dudağında yarım bir ıslık, vedaydı şimşekle birlikte çakan
Acımsı bir tadımdı mutluluk, ölümdü ona derinden bakan
Bir rüyadan ansızın uyanıp
Yeniden uyumak ne kadar zorsa
Bir aşktan diğerine geçmek
O kadar imkânsız gülüm
Şiirden anlamayan insanlara
Sensizlik sönük bahar, üşüyorum yazında
Bu gönül seni anar, gel artık kollarıma
Yıllardır aktı yaşım, aklar düştü başıma
Bu dünya dardır bana, üşüyorum yazında
Hasret sinemi yaktı, gurbet elde yalnızım




-
Ufkun Yaren
-
Ahmet Durgut
Tüm YorumlarBütün sorguların enleminden koparmıştım seni
İçimizdeki hoyrat sevilerin çarşafına tutunarak
Dudaklarımdaki istem ötesi hareket olmuştun
Ellerinin hoyrat kelepçelerinden sıyrılamadan
Duvardaki saatlerin zembereğine dolanmıştın
Tebriklerimle..10 ve listem..Ufkun YAREN
TEBRİKLER... sn Selahattin Yetgin... başarılar diler, saygılar sunarım. Esen kalınız.