Ruhumun çıkmaz sokağında mülteci sorgular
Ürkek yüreğimin labirentinde aşkı arıyorum
Devingen günler harcıyor hoyratça insanlar
Gülün dikeninden ayrılıyor sanal mutluluklar
Yarınlar biçare bir düşünüş şimdi uzaklarda
Ne zaman sesin içime düşse
Düşlesem seni çok uzaklarda
Merhaban takılır dudağıma
Çınlar efsunlu sesin kulağımda
Yanık ormanların kokusunu getirir anlar
Yanık bir kırılma anı hayat, yolcusuz han misali
Yalın tenhaların izbe mekânı, coşkunun adresi
Yüreğimizin o kırılma vakitlerine çarpan dalga
Sözcüklerimizin hoyrat ıslığına tutunan ay izi
Denizler üzerinde yolculuk eden bir geminin
Kayıp aşk ülkesini aradığı yosunlu devri –âlemi
Sızının mahrem kesitlerinde sıcacık hüzünler biçerdik biz aşka
Vakitlerin upuzun kumsallarında yürürdü ıslak yürekli bir kadın
Ellerinde mayıs çiçekleri asi bir edayla gülümserken vakitler hüzündü
Yorgun imbatında günün, o derinlerde cansız bir bedene hayat verirdi
Kalem söz arar iken aşka, ürkünç bir yaşamın tuşlarındaki sevda olurdu
Çok sesli bir müziğin ritminden kaçıp, uzaklara, kendimizi dinleyebileceğimiz çok uzaklara gitmeyi istediğimiz vakitlerdir, hayatın içindeki olumsuzluklardan tiksinmeye başladığımız an’lar.
Az ötedeki bir minareden yükselen sala sesine kulak kabartan yaşlı insanların bakış istikametini doğru algılayıp ve ellerimizle tüm gürültüyü bastırmak istediğimiz anlarda cami hocasının yitip gitmiş bir canın ismini mırıldandığında dudağımızdan dökülen, ‘Allah Rahmet Eylesin’e karışıverir aslında kıymetini asla bilemediğimiz yaşama şükrümüz.
Takılıp onulmaz ve uslara sığmaz bir kibrin peşine
Fırat’ı kırat’la, ahiret’i de fıtrat ile geçiyor insanlar
İnadına sadakat, kurumuş dillerinde eski bir türkü
Yalnızlık dedikleri şey, suratsız bir insan profili
Hüzzam çığlıklar tenceresinde taş kaynar iken
Aykırı devrilişlerin mezarlıklarını devşiriyor analar
Yalnızlık ruhumuzun en özel odasıdır
Yanık bir keman sürtünüşüne tutunup
Sırlarla kucaklaşan yüzümüzdür
Hiçbir varsıllıkla değişmeyiz
Masalların kahramanları çoktur
Ve biz bir o öykünün satır aralarında
Yağmur suyu biriktirdiğimiz derin kuyularda
Kehanet artığı masallar arıyor masum insanlar
Paylaşılmış sevgi sofralarındaki öksüz halimiz
Devrik masaların ayaklarındaki kırıntılar gibiyiz
Yakınlaştıkça birbirimizden uzaklara gittiğimiz
Bölünmek düşüncelere
Kanatlı düşlere tutunup
Gitmek çok uzaklara
İç içe oturulan odalara
Sesler biriktirmek acelesiz
Sönmüş bütün külleri eşeleyerek
Gücü azalınca serkeş imlaların
İç çeker boğazımızda lokmalar
Yalnızlık kendi musallasındaki ölüm
Adımlarımız düşer kırık köprülere
Dağlar aşar ruhsatsız avcılar
Ceylan namlunun ucundan öper




-
Ufkun Yaren
-
Ahmet Durgut
Tüm YorumlarBütün sorguların enleminden koparmıştım seni
İçimizdeki hoyrat sevilerin çarşafına tutunarak
Dudaklarımdaki istem ötesi hareket olmuştun
Ellerinin hoyrat kelepçelerinden sıyrılamadan
Duvardaki saatlerin zembereğine dolanmıştın
Tebriklerimle..10 ve listem..Ufkun YAREN
TEBRİKLER... sn Selahattin Yetgin... başarılar diler, saygılar sunarım. Esen kalınız.