Çok sevdim hepsini
Kendinden bile çok sevdim
Yürüyüşlerine, gülüşlerine özendim
Bir tanımlık zaman diliminde
Ya ben çok büyüdüm,
Ya onlar çok küçüldüler.
Yorgun gecelere uyanan sabahlara dogan
gözlerinin ışığı
kayıp.
Ufuklarda izdüşümü,
çakan şimşeklerde güne kapı aralayan
Geceydi.
Şehrin ışıkları uzaktan güzel,
yakından yorgundu.
Kaldırım kenarında duran adam,
ceketinin cebinde unuttuğu elleriyle uzağa bakıyordu.
Yorgundu, gittiği her yol
Gittin…
Bir kapı kapanır gibi değil,
bir ömür içerden sürgülenir gibi gittin.
Gülüşünün ağırlığını taşıyamayan narin omuzlarınla
yine de hayata tutunursun sandılar.
Her caddesinde bir dostumuzu uğurladığımız,
parça parça,
insan insan eksildiğimiz
bu şehirin
tenhalıklarında yitiriyorum benliğimi.
Basit zevkler çağındayım,
inanmıyorum artık rüzgarın şarkılarına.
Mavinin büyüsü bozuldu,
yitirdim hislerimi.
Yürek düğümlerimi çözdüm,
ufalandım,
Bir zamanlar
her “güzel” sözle çiçek açan içim,
şimdi usulca geçip gidiyor
övgü rüzgârlarının yanından.
Artık
Gözündeki acemi avcı,
hiç sevdalanmamış.
Aşkı tanımıyor,
ama ben nereye gitsem
namlusu o yöne dönüyor.
Bu coğrafyada ölümün bütçesi yoktur.
Bir annenin kederiyle tartılır yoksulluk.
Bir damla umut,
İki lokma korku,
Üç vakit susmak:
Kısa ömrün özeti budur.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!