O gidecek,
sen de gideceksin,
ve bu yaşamın tekrarı olmayacak.
Ne aynı sabaha uyanacak,
ne saçına dolanan o ışık, öyle parlak kalacak
En acı ölüm, hayata başlamadan insanı bulandır.
Ve bu ölümün en trajik şekli, bizi çocuklukta değil, yaşlılıkta bulandır.
İçindeki o çocuğu susturan, onu yalnızlığa terk eden bir ölümdür bu.
Ne mezar taşı olur, ne yas tutanı...
İçeride, derinlerde sessizce yaşanır.
Kendi dışındaki koşulların tutsağısın,
başlamadan bitmiş cümlelerin,
kurulmamış hayallerin içindesin.
Adına yazılmış kaderlerde
senden başka herkesin imzası var.
Ey kainat; şu güzelliğinle övündüğün karanlık gecene bak ve utan!
Parıldayan bütün yıldızları bizden...
Keldağı'nın omuzlarında eski bir rüzgâr dolaşıyor.
Deniz, bin yıllık uykusundan yeni uyanıyor.
Nar yine kızarıyor dallarında.
İncir, balını güneşe seriyor.
Üzüm, sabırla olgunlaştırıyor zamanı.
Seni sevmek; gökyüzüne uzanıp onu mavisinden öpmek kadar meşakkatli.
Seni sevmek; suyu kaynağından içmek kadar temiz.
Seni sevmek; bir çiçeği incitmeden dalında koklamak kadar hoş
ve bir karıncayı incitmeden uzak yollar yürümek kadar merhametli.
Seni sevmek; dik bir yamaçtan koyu mavi bir denizi izlemek kadar büyülü ve muhteşem.
Alıp başımı gidemiyorum.
Bir kıyı daha var içimizde,
Henüz çizilmemiş haritalarda bekleyen...
Eşiğinde gün batımı renginde birer yarımadadır yüreğimiz;
Gündüzleri gökyüzünü kuşanır,
Geceleri ay düşer kumsalına.
Sözler uzar,
Sen gidince
şarkılar da kapımdan ayrıldı.
Kahkahalar toparlanıyor,
mutluluk yolun yarıladı
Bir annenin peşi sıra yürüyen çocuklar gibi
Hayatın kolay olmasını bekleme.
Birinin gelip seni kurtarmasını…
Elini tutmasını,
“Buradayım.” demesini…
Yüzünü toprakla yıkayanların




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!