Sorduğun her soruya cevabım vardı aslında.
Lakin yüzünü seyre dalmak varken, zaman kaybıydan başka nedir ki aklanmak nazarında.
Ey, her mevsimi kış eden hüznüm...
Ey, göç eden özlemlerim,
depremlerle sarsılan, güvendiğim dağlar...
Ey, diz çökmüş halime meraklı utancım,
içimde büyüyüp beni sırtımdan vuran hayallerim,
melankolik hüzünlerim...
gözlerimizin yorgunluğuna
ve kalbimizin yarasına fısıldayan
bu efkarlı gecenin
her dediğine kanma.
gün ağırdığında
bir de ona sor,
Karadeniz bir çift mavi gözdür.
Ağlarsa: fırtına,
Gülerse: fındık dalı,
Kırpışırsa: horon,
Dalarsa: hamsidir.
Ne vakit aşktan payıma düşeni istedim,
herkes kullanmadığı şeyleri nereye koyduğunu unutmuştu.
Çok sevdim hepsini
Kendinden bile çok sevdim
Yürüyüşlerine, gülüşlerine özendim
Bir tanımlık zaman diliminde
Ya ben çok büyüdüm,
Ya onlar çok küçüldüler.
Yorgun gecelere uyanan sabahlara dogan
gözlerinin ışığı
kayıp.
Ufuklarda izdüşümü,
çakan şimşeklerde güne kapı aralayan
Geceydi.
Şehrin ışıkları uzaktan güzel,
yakından yorgundu.
Kaldırım kenarında duran adam,
ceketinin cebinde unuttuğu elleriyle uzağa bakıyordu.
Yorgundu, gittiği her yol
Gözündeki acemi avcı,
hiç sevdalanmamış.
Aşkı tanımıyor,
ama ben nereye gitsem
namlusu o yöne dönüyor.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!