RUHDAKİ AYDINLIK
Gökyüzü bu akşam nurla doluyor,
Karanlık kafeste acım yanıyor.
Gurbet ateşiyle ömrüm soluyor,
Derin bir nefeste acım yanıyor.
RUH REVAN
Yıkıldı köprüler, koptu son halat,
Gözümde küçüldü mülk ile saltanat,
Ruhuma dar geldi süslü kainat,
Sükûtun gölüne dalmaya geldim.
Hangi kelimeye dokunsam,
Bir hatıra canlanır.
Unutulmuş bir melodi gibi,
Ruhumda yankılanır.
Ne zaman yalnız kalsam,
Bir gölge belirir.
Ruhumun Yolculuğu
Böyle bir alemin içinden geçtim,
Zehiri zıkkımı elinden içtim.
Yön verme bana ben yönümü seçtim,
Beni kabul edecek ahiret var mıdır?
Doktor, ey doktor, yüreğe saplanan hançer çıkar mı?
RUHUN KANUNU
Bir kuraldır dinle, ten bir kafestir
Kuş uçunca boş bir dala dönersin
Hayat dediğin sadece bir nefestir
Nefes kesilince kula dönersin
RUHUN ÜÇ SÜTUNU: MEKÂN, AHLÂK VE LİSAN
Sarı Saltuk geldi, açtı bir kapı,
Mekânı yurt kıldı, kurdu bir yapı,
Balkan’dan Kırım’a sundu bir tapı,
Vatanın bağrında yeridir mekân.
Adam girdi içeri, buz gibi bir selam savurdu,
Karanlıkta kalmış bir köşeye, sırtı duvara dayandı.
İki şekerli, koyu demli bir çay istedi, garson, "Buyur dayı," diye söylendi.
Elde tabaka, parmaklar titrek, başladı kağıda tütün sarmaya.
Muhtar çakmağı, o eski yorgun ateşi yaktı, ciğerine dumanı boşalttı.
Bir yudum acı çay, bir fırt sıkıntı, gözler camda, takılıp kaldı uzaklara,
SABIR İMTİHANI:
Gönül bir değirmen, dertler öğütür,
Zamanın çarkı hep, bizi götürür,
Eskiden var olan, lokma bir kütür,
Şimdi hayallerde, görmeye başladım.
Sabır ve Sitem
Sabrın serhaddini zorlama gönül
Yüküm ağır gelir bükülür belin
Söze sığmaz sitemim derindir derin
Şakımaz dillerin bir lal olursun
Sadıklar Yoludur:
Özünü erdemle yoğurup gelen,
Yüce bir emele varan canların.
Kendi içindeki gizini bilen,
Bu sürek kutlu iz, sadıklar yoludur.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!