Sınır
Seni unutmak için kendimi hatırladım,
Meğer kendimi sende unutmuşum.
Adım atmak istedikçe geri saydım,
Durduğum yerde sana doğru koşmuşum.
Mekanik bir mantık, kuru bir dava
Ruhun sızlayınca "yok" diyemezsin
Ömrünü verirsin boşa, bedava
Ölümün kapısında "ak" diyemezsin
Kadın sır kapısı, canın özüdür
Gönül turnam uçtu, dosta yöneldim,
Suna boylum ile semaha geldim,
Hünkar eşiğinde nefsimi deldim,
Zat-ı Ali kulu sırrına erdim.
SIRR-I HAKİKAT
Gönül deryasına daldım dalalı,
Sözü inci kıldım, dilden sakındım.
Ali’nin yoluna candan varalı,
Özümü kapattım, halden sakındım.
Sitemli Nefes
Vefasız elinden bezdi bu canım,
Ocakta kül oldu her bir yanım,
İkrardan dönene helal mi kanım?
Yolun yolum değil, koptu bu bağlar.
Aslanım dediyse yüce Yaradan
Gülün hanesine laf mı düşer mi?
Şah-ı Merdan ile çekil aradan
Ali’nin evine girmek düşer mi?
Kırklar Meydanı’na postu sermişiz
Sokakların Duası
Hüzünleri yutmuş, kederleri içmiş bu şehir,
Bana ağıtlar öğretir, sana yalanlar söyletir.
Tam kırk yedi yıl geçti, yine aynı sevda,
İsyana düşman, seslere kapalı bir kavga.
Ne şiirler yazar ellerim, ne şarkılar söyler dilim,
SON HİTAP
Yüce dağ başında boranım dursa
Kervanım yorulmaz yola giderim
Göklerin gürleyip şimşeği vursa
Uçurum ucunda dala giderim
SON SÖZ : KALEMSİZ ŞAİR
Doymak bilmez nefsin silsin gözünü,
Dünya malı örtsün çirkin yüzünü.
Dostluktan saymayın tek bir sözünü,
Yeter artık yeter, defolun gidin.
Son Söz: Nihai İlan
Artık ne kül ne kor, ne sığınak ne de intizar kaldı.
Buz kesmek yok, içimde yaktığın ateşte kendi yeminim yanar.
Senet, mühür, takdir; hepsi ezildi bu aşkın altında.
Gölgeni dindirme, bırak ışığınla beraber beni de yaksın.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!