Hızır ile Hacı Bektaş Karşılaşması
Kadem bastı Hünkâr, Anadolu’ya,
Suluca Karahöyük, döndü uluya.
Yolda Hızır geldi, derviş donunda,
Hikmetler gizlidir, pîrin yönünde.
HORASAN’DAN CUMHURİYET’E BİR YOL HİKÂYESİ
Güvercin kılığında gelip, Sulucakarahöyük’e kondum,
Hünkar’ın nefesiyle olgunlaşıp, dertlilere çare oldum.
“Eline, beline, diline hâkim ol” diyerek kurdum bu yuvayı,
Hacı Bektaş Veli’dir kalbimin parlayan güneşi ve ayı.
“Bilimin aydınlatmadığı yolun sonu karanlıktır” dedi Pirim,
Horasan’dan Cumhuriyet’e: Erenler Şeceresi
Horasan’dan kalkıp biz bu ellere
Sordun mu kendine niye gelmişiz?
Kapılıp gitmeden coşkun sellere
Biz bu postu buraya niye sermişiz?
Hoşça Kal
Peşinden koşmaktan yoruldum, bıktım,
Bu sevda uğruna kaç gönül yıktım.
Konuşsam olmuyor, sussam olmuyor,
Odamdaki asılı resmini yırttım.
Hoşça kal demek ayrılığın belirtisi,
Görüşürüz demek geleceğin fısıltısı.
Uzak ufuklarda solarken bir yaz akşamı,
Bir elveda düşer sessizce dudaklardan.
Anılar birer birer çekilirken perdeden,
Gözlerde yaşlar, kalpte ince bir sızı.
HOYRAT SOYHA GÖNÜL
Soyha gönül ganimet mi ömrün?
Dağa taşa çalıp çalıp durursun.
Zemheri ayında yaylada buzda,
Ne ararsın böyle gezer durursun?
Hubyar Sultan’ın Nur Odası
Şah Ali aşkıyla yola düşenler,
Hasan’la Hüseyin diye pişenler.
Zeynel’in nurunda Hakk'a erenler,
Elinde çiçekler sakalı buz tuttu.
Hü diyelim Ali gibi merde biz,
Düşenin elinden tutan elde biz.
Hakikat yolunda, darda, zorda biz,
Daima gerçeği gördük efendim.
Suçsuzun boynuna urgan vurulmaz,
Huzura gelmişim boynum büküktür
Hükmün neyse buyur Keçeci Baba
Gönlümün sarayı zaten yıkıktır
İster as ister vur Keçeci Baba
Mürşit hakkıdır, vursun ne çıkar
Hünkar'a Hasret
Ey Hünkar Hacı Bektaş, yoluna düşüp varamadım,
Bir garip ozanım ben, dergahına yüz süremedim.
Menziline gözüm düşer, gönlüm tutuşur her an,
Kapından içeri girmek, ne büyük bir arzu, ne yaman!
Uzaklardan seslenirim, yanar içimde bir köz,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!