Zamanın Çarkı ve İhanetin Rengi
Gördüm ki meydanda diller değişmiş,
Dün kan kusan ağız, güller değişmiş,
Irmağın aktığı yollar değişmiş,
Vatanın haline vay ki vay dedim.
ZAMANIN CİLVESİ VE SÖNEN OCAK
Aynı tavan altı, o eski rüya,
Şimdi her bir köşe, döndü kuyuya.
Kardeşlik bağı mı, daldı uykuya?
Zaman akıp gitti, izi kalmadı.
Ferman yazıldı, mühürlendi, geçti,
Tarihin tozlu yaprağına düştü.
Ama bir ses var, rüzgarla gelen,
Ilgıt ılgıt, ta kalpten esen.
Zamanın Kuytusu
Zamanın küf tutmuş kuytularında,
Erir gider ruhu saran bu halka.
Düşlerin o tozlu uykularında,
Uyanır içimde bin yıllık Anka.
Zehirli Sessizlik
Sıyrıl artık o tatlı uyuşukluktan, ey can!
Ne bir yara merhemi ne de bir avuntu sesi.
Gözünün feri kararmış, ruhun derin bir viran,
Hakikatin gömüldüğü, bu zehirli nefesi.
ZEHİR VE ZIRH
Sadece kuklalarla dolmaz bu meydan
Kuklacı elini tutanlar hani?
Yalnızca sahneye bakma ey insan
Tezgahı arkada kuranlar hani?
ZEKİ ÇAVUŞ’UM
Köy kasaba duymuş Çavuş namını,
Boyunu posunu, yürüyüş hasını,
Salına salına çatık kaşını,
İyi ki babamdın Zeki Çavuş’um.
Zıhımın Kökü Turhal şive
Zabah da bağırıyor zabah olmadan,
Anam çekişiyor sacı kurmadan.
Çalıyı çırpıyı ocağa vurmadan,
Zıhımın kökünü ye hemi diyor!
Zincirler ve Sırlar
Gözümde yaş kalmadı, ser çeşmenin başına,
Zincirleri vurdular o üç tane taşına,
Niyaz edem dedim, zaptiye çıktı karşıma,
Medet ey aslanım, neler çıkar bahtıma.
Gönül bir kuştur, kafesi tendir,
Gözyaşım deryadır, içtiğim kandır,
Sanma ki bu dünya sana vatandır,
Çile tezgâhında piştik efendim.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!