YÜZÜMDE GÜLÜŞ, İÇİMDE FIRTINA
Yalnızlık yükünü sırtıma aldım,
Sırrımı kimseye demeden kaldım.
Kendi deryama ben sessizce daldım,
“İyiyim” der iken yandı bu sine.
O gönül bu gönül olmuştum seyyah
Öyle bir hal bilmeze rastladım eyvah
Yalvardıkça sanıyor kendini dergah
Yüzüme bakıpta güldürmez beni
Sevdaya diyorum çek git başımdan
Yüzüne Karşı
Evvelini unutanın, sonu hep hüsran olur,*
Balçık dolu heybesiyle, sanma ki huzur bulur,*
Dün ektiğin o dikenler, bugün ayağına vurur,*
Senin ne söyleyeceğini adım gibi biliyorum.
Telli Kur'an söyler, derdim dermanı,
Zahit, bizim yolumuz sabrın nişanı.
Hünkârın kapısı her dem fermanlı,
Nefesin nefesime, özüm sızlıyor.
Aşkın pınarından içip de geldim,
ZALİMİN ZULMÜNE DUR DİYENLERE
Edep erkân bilmez yolsuzun dili,
Hakk’a varmaz olur nâmerdin hâli,
Mazlumu koruyan Ali’nin eli,
Bize rehber olan Keçeci Baba.
ZAMANE AYNASI
Kulak ver be adam, dinle sözümü,
Hakkı bırakıp da şerre kul olan!
Dünya malı bürümüşse gözünü,
Aslı bozuk düzende var kul olan!
Zamanın Çarkı ve İhanetin Rengi
Gördüm ki meydanda diller değişmiş,
Dün kan kusan ağız, güller değişmiş,
Irmağın aktığı yollar değişmiş,
Vatanın haline vay ki vay dedim.
ZAMANIN CİLVESİ VE SÖNEN OCAK
Aynı tavan altı, o eski rüya,
Şimdi her bir köşe, döndü kuyuya.
Kardeşlik bağı mı, daldı uykuya?
Zaman akıp gitti, izi kalmadı.
Ferman yazıldı, mühürlendi, geçti,
Tarihin tozlu yaprağına düştü.
Ama bir ses var, rüzgarla gelen,
Ilgıt ılgıt, ta kalpten esen.
Zamanın Kuytusu
Zamanın küf tutmuş kuytularında,
Erir gider ruhu saran bu halka.
Düşlerin o tozlu uykularında,
Uyanır içimde bin yıllık Anka.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!