KENDİ FERMANIM:
Ne Hızır’ın hükmü, ne cellat eli,
Bize vız gelir bu dünyanın yeli.
Kırılsa kanadım, kopsa da dilim,
Kendi fermanımı kendimce yazdım.
KENDİ GÜNEŞİN (Gölgeye Sığınma)
Başka bir ağacın gölgesine bak,
Sığınıp durursan dalın mı olur?
Kendi ocağında bir ateşi yak,
Yabancı ellerde külün mü olur?
Yine daldım bugün, sensiz yollara,
Sessizlik konuyor, kuru dallara.
Bakıp duruyorum, eski yıllara,
Huzuru ararım, kendi içimde.
Şehirler yoruyor, yorgun başımı,
KENDİNİ BİLMEK
Hakikat yolunda özünü bulmak,
Kendi içindeki zinciri yolmak,
Nefsin kirlerinden arınıp dolmak,
Erdem hırkasını giyene mahsus.
Keramet
Şair nedendir bilinmezler attı taşını
Bir gece yarısı uyanıp çattı kaşını
Silmeden düştü yollara gözün yaşını
Bunda da vardır elbet bir keramet
Hak katından bize bir ışık yansın,
Ali’yi zikreden diller uyansın,
Hasan, Hüseyin’le kalbim boyansın,
Korun harlansın alevler sarsın
Kerbela çölüne savurma bizi
Kerbela'nın Kanlı Yaşı
Fırat'ın suları durmadan ağlar,
Karalar bağladı mor sümbüllü dağlar,
Zalimlerin zulmü yüreği dağlar,
Medet ya Muhammed, Ali gel yetiş!
Kerbela Yâdıyla Duazimam
Medine şehrinden çıktılar yola,
Verdiler her yerde büyük bir mola,
Kaderde yazılan geldi bu kula,
Selam olsun nura, İmam Hüseyin.
Yalanım yoktur ki usta sözüne,
Şu fani dünyada derman ararım.
Yüzümü sürerek derviş izine,
Dergâhın ulu kervan ararım.
Şifacı kar etmez gönül sızına,
KESKİN NİŞAN
Gözden, gezden, arpacığın en keskin ucundan
Hedefin tam alt orta noktasına kilitliyorum bu bıçağı!
O zaman gör!
Nasıl dağılır çil yavrusu gibi o çiyanlar, o sıçanlar,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!