Hepinizi affettim.
Bu bir bağış değil,
yerini bilen bir suskunluk.
Adlarınız duruyor belleğimde,
ama sesiniz artık yok.
Bir şehir düşün,
Güneşi var ama kimsenin yüzüne vurmaz.
Gölgeler orada çoğalır,
İnsanlar düşlerini küçük ekmek parçalarına böler.
Bir kadın,
Bir sabah kalkacağız kardeşim,
gölgeler dağılmış olacak sokaklardan.
Işık, alnımıza kadar inecek -
yıkanmış, tertemiz bir umut gibi.
Şimdi daha gece,
Gözümde bir yol var, kimse görmese de,
Adımladıkça büyür, taşsa da, çölse de.
Bir düş var içimde, suskun gecelerden,
Bir ışık yanar hâlâ, en karanlık yerden.
Tutunurum hayale, elimde tek kalan,
Ümit ediyorum,
Yaşamımın ayrılmaz parçası olan sevgini
Yokluğunun soğuk teması sarıyor birden bedenimi
İsyan ediyor yalnızlığına.
Haykırıyor…
Haykırıyor…
Bir sokakta çocuklar oynuyor hâlâ,
ama sesleri paslı tenekeden çıkıyor.
Kadınlar, uykularında fiyat biçiyor hayallere,
erkekler, gölgelerini takas ediyor ekmekle.
Şehir yorgun,
Bir sabah yola çıktım,
Güneş sırtımda, rüzgâr önümdeydi.
Yol uzun, evet,
ama uzun yollar insanı büyütür.
Bir yanım mavi gök,
Her sabah aynı yoldan geçiyorum,
Yolun iki yanında uykulu ağaçlar,
Birinde serinlik, birinde gölge,
Ben hep ışığa dönük yürüyorum.
Güneş, yüzüme dokunan bir dua gibi,
(Nurcan’a…)
Güneşin karanlığı düştü omuzlarıma
Bir çiçek gibi kapandı gün, suskun ve ağır
Kırmızı bir sessizlik dolaşıyor avuçlarımda
Senin sesini aradım rüzgârın içinde,
Bu sabah güneş doğdu yine,
hiç kimseden izin almadan.
Bütün gökyüzü işte -
bir yoksulun cebine sızan umut gibi parlıyor.
Güneşin alnında ne kin var ne taraf,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!