Gittin.
Ve ben hâlâ senin adını fısıldıyorum boş sokak lambalarının altında.
Her adımım seni arıyor; bir kahve fincanının kenarında,
ya da parkta oturan bir kedinin gözlerinde…
Şehir sessiz, ama seninle dolu.
Gittiğin gün, rüzgarın omzuma değdiği anı hâlâ taşıyorum.
Kardeşim,
bir uçak sesi geçti dün,
bir yürek gürledi maviye doğru,
ve sen vardın orada,
kanatlarında rüzgâr,
gözlerinde ışık…
Hepinizi affettim.
Bu bir bağış değil,
yerini bilen bir suskunluk.
Adlarınız duruyor belleğimde,
ama sesiniz artık yok.
Bir şehir düşün,
Güneşi var ama kimsenin yüzüne vurmaz.
Gölgeler orada çoğalır,
İnsanlar düşlerini küçük ekmek parçalarına böler.
Bir kadın,
Bir sabah kalkacağız kardeşim,
gölgeler dağılmış olacak sokaklardan.
Işık, alnımıza kadar inecek -
yıkanmış, tertemiz bir umut gibi.
Şimdi daha gece,
Gözümde bir yol var, kimse görmese de,
Adımladıkça büyür, taşsa da, çölse de.
Bir düş var içimde, suskun gecelerden,
Bir ışık yanar hâlâ, en karanlık yerden.
Tutunurum hayale, elimde tek kalan,
Ümit ediyorum,
Yaşamımın ayrılmaz parçası olan sevgini
Yokluğunun soğuk teması sarıyor birden bedenimi
İsyan ediyor yalnızlığına.
Haykırıyor…
Haykırıyor…
Bir sokakta çocuklar oynuyor hâlâ,
ama sesleri paslı tenekeden çıkıyor.
Kadınlar, uykularında fiyat biçiyor hayallere,
erkekler, gölgelerini takas ediyor ekmekle.
Şehir yorgun,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!