Karanlık dehlizlerde yol aldım ben,
el yordamıyla,
parmak uçlarımda biriken acıları sayarak.
Bir labirentin içinde kaybolmuş gibiyim,
her köşesinde başka bir hayal kırıklığı,
her çıkmazında gözlerin…
Kararsız adımların yorgunluğu
yalnızlığımı sorgularken
terk edilmişliğin ezikliği
bir hançer gibi yaralıyor benliğimi…
Yalnızlığım ve sen,
Göklerde yerini aldı engin mavilerde süzülen,
Cesur ve yalnız bir Kartal.
Bilge ve gurur dolu keskin gözleriyle;
Düşmana korku, dosta güven verdi.
Amacı yurdunu korumaktı tehlikelerden.
Kanadı Çelikten,
Bir harita çizdim
hiç var olmamış sokaklarda
adım düşmediğinden taşların üzerine
ve zaman, düş kırıklarıyla dolu bir ırmak gibi
akıp geçti ellerimin arasından.
Bir şehrin iziyle uyanıyorum her sabah,
haritalarda adı silinmiş,
taşlarında ses biriktirmiş bir şehir bu.
Kapıları içe doğru açılan evleri vardı,
kimse yabancıya bakmazdı uzun uzun,
çünkü herkes bir başkasının kaybıydı.
Bir çığlık vardı, karanlığı yaran,
Sesini bulmaya çalışan bir yankı,
Bedenimin en sessiz odalarında,
Bir suskunluk masası kurmuştu kendine.
Ben,
Bir zamanlar dünyanın nabzını duyan bir yürek taşıdım,
Her gözyaşında bir anlam,
Her çığlıkta bir görev aradım.
İnsanlığın yükünü omuzladım -
Ve ne zaman dizlerimin titrediğini hatırlasam,
Bilir oldum: O yük bana ait değildi.
Bir yol var önümde, puslu ve uzun,
Ne başı belli, ne sonu durgun.
Kimi zaman yürürüm, taşlara inat,
Kimi zaman susarım, içimde fırtına.
Bana çok güvenmeyin,
çünkü ben kendime bile
bazen mesafeli dururum.
İçimde öyle odalar var ki
anahtarı bende,
ama cesareti her zaman yok.
Bir yol var önümde, belirsiz, sisli,
Ne pusula çalışır, ne yıldız işli.
Dünümde yankı, kırık bir düş var,
Bugünüm savaş, geleceğim sabır.
Her sabah içimde bir ağırlıkla doğar,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!