Olmuyorsa zorlama der içimden bir ses,
Suyun akışını tersine çevirmeye çalışan
Yıpranmış bir yelken gibi olmaktan korkarım.
Hayaller kırılır bazen,
Kalbin un ufak olur,
Ve insan kendi içindeki enkazın altında
Gece çökerken şehrin üstüne
bir ağırlık vuruyor omuzlara;
sanki tarih arkamızdan ittiriyor
“dik dur” diye,
bir devlet duruşu kadar keskin bir emirle.
Karanlık düzen, paslı bir zincir gibi
günlerin boynuna dolanırken
ben, avuçlarımda bir avuç umutla
yürüdüm gecenin içinden.
Kırık haklar dökülüyordu sokak aralarına,
Bir vakit geldi
gökyüzü susmayı seçti,
yıldızlar bile adımı söylemedi.
O an anladım:
insan en çok
ışık yokken kendisiyle karşılaşıyor.
Şehir…
Bir varlık gibi düşün onu,
Kendi bilincine sahip, kendi hafızasını taşıyan bir beden.
Sokakları sinir damarlarıdır insanlığın,
Ve ışıkları - belki de Tanrı'nın unuttuğu yıldızlardır,
Dünyaya düşmüş, anlam arayan küçük kıvılcımlar.
Karanlık dehlizlerde yol aldım ben,
el yordamıyla,
parmak uçlarımda biriken acıları sayarak.
Bir labirentin içinde kaybolmuş gibiyim,
her köşesinde başka bir hayal kırıklığı,
her çıkmazında gözlerin…
Kararsız adımların yorgunluğu
yalnızlığımı sorgularken
terk edilmişliğin ezikliği
bir hançer gibi yaralıyor benliğimi…
Yalnızlığım ve sen,
Göklerde yerini aldı engin mavilerde süzülen,
Cesur ve yalnız bir Kartal.
Bilge ve gurur dolu keskin gözleriyle;
Düşmana korku, dosta güven verdi.
Amacı yurdunu korumaktı tehlikelerden.
Kanadı Çelikten,
Bir harita çizdim
hiç var olmamış sokaklarda
adım düşmediğinden taşların üzerine
ve zaman, düş kırıklarıyla dolu bir ırmak gibi
akıp geçti ellerimin arasından.
Bir şehrin iziyle uyanıyorum her sabah,
haritalarda adı silinmiş,
taşlarında ses biriktirmiş bir şehir bu.
Kapıları içe doğru açılan evleri vardı,
kimse yabancıya bakmazdı uzun uzun,
çünkü herkes bir başkasının kaybıydı.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!