Seslerin ortasındayım ama ben suskunum,
Binbir yüz çevremde ama hiçbiri bana dönük değil.
Gölgeler için gülümsüyorum, hiç durmayan,
Ve duvarlarla konuşuyorum, hep sessiz kalan.
İsim dolu bir oda ama kimse benim adımı bilmiyor,
Hastane odasında ölmek istemiyorum,
çünkü orada ölüm bile aceleci.
Her şey ölçülmüş:
nabız sayıya,
acı grafiğe,
insan ihtimale indirgenmiş.
Bir Damla Gibi
Sen, gökten inerken
sessiz bir ihtişamla,
ben içimdeki yankıyla
kendi yokluğuma çarpıyordum.
Sabır dediler bana,
dişlerini sık, sus, bekle.
Sanki zaman herkese eşit akıyormuş gibi,
sanki beklemek herkes için aynı yükmüş gibi.
Oysa bazı sabırlar yastıkta dinlenir,
bazıları taşın üstünde diz çöker.
şöyle oldu:
bir sabah kalktım
ve karar verdim
artık boğazıma dizilen o dikenli kelimelere
oturmayacağım sofralarına
yorgun, kırık, içi sus pus insanlar vardı
Bir masum gülüştü belki beni sana bağlayan,
Bir başı mağrurdu duygularımın
Ser verir sır vermezdi
Soğuktu kimine göre
Hep önyargılı davrandılar
Dinlemediler
Yıllar geçti…
Gözlerim hâlâ aynı yere döner durur,
Bir türkü gibi içimde gezinir Sivas’ın sokakları.
Yukarı Tekke’nin sessizliği çöker aklıma,
Bir Fatiha gibi, bir selâm gibi,
Her hatırladığımda kalbim ürperir hafifçe.
bir sessizlik tutturduk
kenarından ısırılmış zaman gibi
duruyor öylece - ne ileri
ne geri
ne de bir gülüşün tam ortası
Hukuk,
bir kitap değil yalnızca,
tozlu raflarda bekleyen maddeler hiç değil.
Hukuk,
gece yarısı kapısı çalınmayan bir evdir,
suçsuzluğunu ispatlamak zorunda bırakılmamaktır,
Karanlık dehlizlerde yol alan
Acımasızlığın ta kendisiydi kaderim
Mutluluk çok uzaklarda şimdi
İsyan bayrakları açmışken yüreğim
Korkusuz günahlarda o…!
Hani çıldırasıya haykırır ya insan en çaresi anında




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!