Yarınları bizlere bırakın…
Karanlık ahval içinde kör olmuş gözleriniz,
Geçmişi kirlettiğiniz gibi
Şimdi geleceğimizin üzerine de gölgenizi salıyorsunuz.
Bırakın yakamızı!
Biz sizden ne merhamet isteriz, ne de lütuf…
Yaşam nedir, diye sordum kendime
Bir akşamüstü,
Güneş batarken değil de
İçim kararırken.
Yaşam;
Karanlıkla büyüdüm ben,
duvarları nemli odalarda,
gözlerim alıştı zifire,
alıştı beklemeye, susmaya,
alıştı geceyi sabırla taşımaya.
Kararsız adımların yorgunluğu
daha da ağırlaştı omuzlarımda,
ama biliyorum,
her yorgunluk bir dirilişin işaretidir.
Yalnızlığımı sorgularken
Bir çocuk ağlar toprağın sesinde,
Bir kuş ürperir yanan bir kentte.
İnsan, insanı unutur bazen,
Oysa aynı göğün altında titrer beden.
Ağaç susar, orman içine ağlar,
Ayrılık diye bir masal yok aslında.
Bizim uydurduğumuz bir kelime sadece.
Asıl olan, sevmek var hâlâ,
içimizde kabaran özlem var,
ve bir köşede sabırla bekleyiş.
Şimdi hangi rüzgârda savruldun?
İnsan,
Bazen bir bavulla çıkmaz yola.
Bir ömür yüklenir omzuna.
Çocukluğunu katlar önce.
Bir rüzgâr eser, dağların göğsünden,
Toprağın diliyle konuşur gece.
Gençlik bir yıldız gibi düşer kalbe,
İçinde bin kıvılcım, bin bilmece.
Bir yanda geçmişin solgun gölgesi,
Rüzgârı göğsüne çarpan bir yolcuyum ben,
Ömrün kıvrımlarında kaybolup yeniden bulunan.
Kimi zaman sessizliğe, kimi zaman kalabalığa göre
Biçim alan bir gönlün sahibiyim.
Gecelerle konuştum çoğu zaman,
Bir yol var içimde,
Uzun, ince, bazen sessiz…
Kendime doğru gidiyorum belki,
Belki senden uzağa
Hangisi umut, hangisi alışkanlık,
bilmiyorum artık.




-
Emir Kırçova
-
Ella Tama
Tüm YorumlarÖncelikle Merhaba şiirlerinizi çok beğendim ellerinize sağlık
Merhaba,
Bugün nasılsın? Umarım iyisindir. Profilini gördüm ve senin hakkında daha fazla bilgi edinmek istiyorum, e-posta adresimden senden haber almayı sabırsızlıkla bekliyorum
([email protected])