Sadece bir baba gitmedi hayatımdan,
bir evin direği değil yalnızca yıkılan
omuz verdiğim bir dağ çöktü içime,
sesimi duyan son liman sustu bir anda.
Ben babamı değil,
Sabır dediler bana,
dişlerini sık, sus, bekle.
Sanki zaman herkese eşit akıyormuş gibi,
sanki beklemek herkes için aynı yükmüş gibi.
Oysa bazı sabırlar yastıkta dinlenir,
bazıları taşın üstünde diz çöker.
şöyle oldu:
bir sabah kalktım
ve karar verdim
artık boğazıma dizilen o dikenli kelimelere
oturmayacağım sofralarına
yorgun, kırık, içi sus pus insanlar vardı
Sadece bir baba değildi giden,
Bir ses, bir gölgeydi…
Kapı açıldığında duyulan o tanıdık nefes,
Bir omuzdu, yükümü hiç sormadan alan.
Ben sadece babamı kaybetmedim,
Ben,
takvimlerin söylediği kadar yaşamadım.
Yılları sayanlar yaşımı bilir,
ama yolları sayanlar ömrümü...
Yıllar geçti…
Gözlerim hâlâ aynı yere döner durur,
Bir türkü gibi içimde gezinir Sivas’ın sokakları.
Yukarı Tekke’nin sessizliği çöker aklıma,
Bir Fatiha gibi, bir selâm gibi,
Her hatırladığımda kalbim ürperir hafifçe.
bir sessizlik tutturduk
kenarından ısırılmış zaman gibi
duruyor öylece - ne ileri
ne geri
ne de bir gülüşün tam ortası
Hukuk,
bir kitap değil yalnızca,
tozlu raflarda bekleyen maddeler hiç değil.
Hukuk,
gece yarısı kapısı çalınmayan bir evdir,
suçsuzluğunu ispatlamak zorunda bırakılmamaktır,
Bir evi düşün,
çatısı göğe bakan bir sığınak,
duvarları çocuk sesinden yapılmış.
Dünya bazen bir yanlışlıkla başlar,
insan o yanlışlığın içinde büyür.
Firavun’u okurken gülerdim eskiden,
“Bu kadar kalabalık nasıl susar?” derdim,
Bir adam nasıl olur da
binlerin omurgasını tek hamlede büker?
Meğer mesele güç değilmiş,




-
Emir Kırçova
-
Ella Tama
Tüm YorumlarÖncelikle Merhaba şiirlerinizi çok beğendim ellerinize sağlık
Merhaba,
Bugün nasılsın? Umarım iyisindir. Profilini gördüm ve senin hakkında daha fazla bilgi edinmek istiyorum, e-posta adresimden senden haber almayı sabırsızlıkla bekliyorum
([email protected])