Çünkü ölüm,
bütün kırgınlıkların önüne geçen bir sessizlik bırakıyor insana...
Bir sabah uyanıyorsun,
dün uğruna kalbini taş ettiğin meselelerin
bir yaprak kadar hafiflediğini görüyorsun.
Ben bağırarak değil,
dayanarak varım.
Sesim, kırılan bir cam gibi
herkese batmaz;
ama zamana karşı
keskinliğini korur.
Huzurda saklı bir güç var içimde,
Sessizliğin en derin yerinde büyüyen.
Ne fırtına onu sarsabilir,
Ne de gürültü yönünü şaşırtır.
Dengede doğar gerçek özgürlük,
Hakkı savunmak
bazen bir ömürdür, kardeşim,
bazen bir tek kelime,
bazen suskun bir bakışın içinde saklı
ateşten bir yemin.
Ben bu ülkeyi
dört kelimeyle taşıyorum içimde:
Adalet,
liyakat,
umutsuzluk
ve gençlik.
Yarınları bize bırakın efendiler,
Siz dün’ü kirlettiniz yeterince…
Bir ülkenin umutlarını kemirip durdunuz,
Her köşesine korku, her sokağına suskunluk ektiniz.
Şimdi utanmadan geleceğimize göz dikmişsiniz,
Sanki bu topraklar sizin tapulu malınız gibi.
Bir sancak iner mi gökten, eğilmeden bir kez olsun?
Toprak ne söylerse söylesin, vatanın sesi yalandan sorulmaz.
Bir yürek vardır ki eğilmek nedir bilmez,
Bir yürek vardır ki adaletin önünde susmaz.
Duruş dediğin, bir ömrün imzasıdır,
Onlar…
Geceyi sırtlarında taşırlar ama
Yıldız görmezler.
Yalnızlığa sığınır gibi görünürler,
Oysa yalnızlık bile kabul etmez ihanetlerini.
Bir şehir düşünün…
Kimi koşar, kimi yürür, kimi düşe kalka ilerler.
Ama hepsi aynı gökyüzünün altındadır,
Aynı rüzgârın sesini duyar,
Aynı umudun ateşiyle ısınır.
Erkek acizleştikçe
kadın zalimleşir derler
oysa kimse sormaz
aczin kime miras kaldığını,
zalimliğin hangi korkudan doğduğunu.




-
Emir Kırçova
-
Ella Tama
Tüm YorumlarÖncelikle Merhaba şiirlerinizi çok beğendim ellerinize sağlık
Merhaba,
Bugün nasılsın? Umarım iyisindir. Profilini gördüm ve senin hakkında daha fazla bilgi edinmek istiyorum, e-posta adresimden senden haber almayı sabırsızlıkla bekliyorum
([email protected])