Çünkü bazen
tek umut,
hiç konuşmayan bir sessizliğin
bizi anlayacak kadar susmasıdır.
Gürültüler arasında kaybolur insan,
Gök kubbenin altında doğmuş adım,
Rüzgârla konuşur, toprakla susarım.
Atalarımın izi var her adımımda,
Bir çağrı gibi çarpar kalbimde Tengri.
Unutmadım köklerimi, unutamam,
Bir sabah, doğunun solgun ışığında,
Göğün en yüksek katında uyanır umut.
Güneş, altın gibi süzülür Tengri’nin katından,
Ve bir ses yankılanır rüzgârın kanadında:
“İnsanoğlu, yürü… çaban kutsaldır.”
Bir sonbahar yaprağı düştü bu sabah,
kimse görmedi.
Ben baktım, biraz içim eksildi.
Rüzgâr, yaprağın yerine geçti sonra,
yaprak rüzgâr oldu, ben suskun kaldım.
Yoruldum mu bilmiyorum,
yoksa içimde bir yer,
artık bağırmayı bıraktı da
susmayı mı öğrendi…
Kalbim mi ağırlaştı,
yoksa beklentiler mi hafifledi
Bir gün,
Ayazın ortasında üşüyen dallar,
Güneşi hatırlar…
Ve kökler,
Toprağın derinliklerinde dua eder
Yağmur için,
Türük bodun, sözüm erti,
İlini sakın, elin tut.
Yer-Su kutsal, atalar izi,
Kutlu yurt, erinçli ot.
Kök Tengri yarlıkadı,
Bir düş düştü yüreğime,
Ne sessizdi, ne de kolay.
Yol taşlıydı, rüzgâr sert,
Ama yürek dedik: "Durma, yol al!"
Bir hayal kurdum, göğe uzanan,
Bir kök vardır,
Toprağı hiç bırakmaz…
Rüzgârla konuşur,
Ayazla kavga eder,
Ama hep der ki:
“Ben buradayım.”
Hayallerimle sözleşme yapmayı unutmuşum.
Onlar koşmuş,
Ben arkalarından bakmışım.
Bir madde vardı belki,
“Umutlar tükenirse




-
Emir Kırçova
-
Ella Tama
Tüm YorumlarÖncelikle Merhaba şiirlerinizi çok beğendim ellerinize sağlık
Merhaba,
Bugün nasılsın? Umarım iyisindir. Profilini gördüm ve senin hakkında daha fazla bilgi edinmek istiyorum, e-posta adresimden senden haber almayı sabırsızlıkla bekliyorum
([email protected])