Bir düş düştü yüreğime,
Ne sessizdi, ne de kolay.
Yol taşlıydı, rüzgâr sert,
Ama yürek dedik: "Durma, yol al!"
Bir hayal kurdum, göğe uzanan,
Bir kök vardır,
Toprağı hiç bırakmaz…
Rüzgârla konuşur,
Ayazla kavga eder,
Ama hep der ki:
“Ben buradayım.”
Hayallerimle sözleşme yapmayı unutmuşum.
Onlar koşmuş,
Ben arkalarından bakmışım.
Bir madde vardı belki,
“Umutlar tükenirse
Bir sessizlik var,
Adını koyamadığım...
Sanki kelimeler ürker,
Benim içimde saklanır.
Güveniyorum sana,
Gönlümün yorulduğu yerler var benim,
kimsenin haritasında işaretli değil.
Ne bir adresi var ne de bir adı;
sadece içimde, suskunluğun
en çok yakıştığı yerde durur.
Sözler,
Tozlu raflarda bekleyen;
Yıllanan sözler.
Kilit vurulan,
Anlatamayan, anlaşılamayan sessiz sedasız haykırışlar…
Karanlık, karamsar ve yılgın bakışlar.
Uzun ve yağmurlu bir yol bu…
Sileceklerle değil, kalbinle açıyorsun önünü.
Her damla bir hatıra, her gök gürültüsü
içinden geçen bir cümle gibi dokunuyor insana.
Yol uzadıkça susuyor şehir,
yalın gecelerin bayağı keskinliğinde
insan, kendine fazla yakındır artık;
kaçacak bir mesafe kalmaz,
düşünce bile çıplak ayak basar zemine.
zaman, bir alışkanlık gibi dolaşır odada,
Kendimden emin oluşum
kimseyi geçme isteğinden değil;
yıllar boyunca içimde büyüyen
o dingin kabullenişten gelir.
Kim benimle yarıştığını sanıyorsa
yanılgısı kendinedir
Bir masaya oturuyorsun,
herkes konuşuyor ama kimse kimseye dokunmuyor.
Kelimeler çay gibi
çok demlenmiş, ama tadı yok.
Yanlış insanlarla çoğalıyoruz,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!