Bir sonbahar yaprağı düştü bu sabah,
kimse görmedi.
Ben baktım, biraz içim eksildi.
Rüzgâr, yaprağın yerine geçti sonra,
yaprak rüzgâr oldu, ben suskun kaldım.
Yoruldum mu bilmiyorum,
yoksa içimde bir yer,
artık bağırmayı bıraktı da
susmayı mı öğrendi…
Kalbim mi ağırlaştı,
yoksa beklentiler mi hafifledi
Bir gün,
Ayazın ortasında üşüyen dallar,
Güneşi hatırlar…
Ve kökler,
Toprağın derinliklerinde dua eder
Yağmur için,
Türük bodun, sözüm erti,
İlini sakın, elin tut.
Yer-Su kutsal, atalar izi,
Kutlu yurt, erinçli ot.
Kök Tengri yarlıkadı,
Bir düş düştü yüreğime,
Ne sessizdi, ne de kolay.
Yol taşlıydı, rüzgâr sert,
Ama yürek dedik: "Durma, yol al!"
Bir hayal kurdum, göğe uzanan,
Bir kök vardır,
Toprağı hiç bırakmaz…
Rüzgârla konuşur,
Ayazla kavga eder,
Ama hep der ki:
“Ben buradayım.”
Hayallerimle sözleşme yapmayı unutmuşum.
Onlar koşmuş,
Ben arkalarından bakmışım.
Bir madde vardı belki,
“Umutlar tükenirse
Bir sessizlik var,
Adını koyamadığım...
Sanki kelimeler ürker,
Benim içimde saklanır.
Güveniyorum sana,
Gönlümün yorulduğu yerler var benim,
kimsenin haritasında işaretli değil.
Ne bir adresi var ne de bir adı;
sadece içimde, suskunluğun
en çok yakıştığı yerde durur.
Sözler,
Tozlu raflarda bekleyen;
Yıllanan sözler.
Kilit vurulan,
Anlatamayan, anlaşılamayan sessiz sedasız haykırışlar…
Karanlık, karamsar ve yılgın bakışlar.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!