Karanlık gecelerde yıldızlar titrerken,
Bir millet suskun, umutla beklerken…
Ufukta bir ışık doğdu ansızın,
Adı Mustafa Kemal’di, sesi vatanın.
Toprağın her zerresi yorgun,
Sesimin yankıları gecenin derinliklerinde,
Ansızın kulağındaysa eğer, Neden diye sorma?
İnanmalı, inanmalısın gerçeklerin doğruluğuna,
Yalnızca paylaşanlar aşar engelleri korkusuzca…!
26.06.1997
Gecenin kemiği çatırdarken
ben sustum.
Çünkü karanlık konuşurken
insan dinlemelidir.
Rüzgâr kuzeyden indi,
Aklım bu devirden,
bu şehirden çok uzakta.
Oysa ayaklarım hâlâ Bursa sokaklarında,
bir taş merdivene oturmuşum gibi,
üstümde sabahın ilk serinliği,
elimde ince belli, demli bir suskunluk.
I
Bir zamanlar yorgun, kırık bir millet vardı,
Her evde bir ağıt, her gönülde dert vardı.
Toprak işgal altındaydı, umutlar küllenmiş,
Gözlerdeki ışık bile kararmış, sönmüş.
Adalet terazisi,
gecenin sessizliğinde sallanan ince bir gölge değil yalnızca;
gözlerimizin içindeki tartıdır aslında,
neyi sevdiğimizden çok
neyi doğru bildiğimizi ölçer.
Saygı,
yüksek sesle konuşmaz bende.
Birinin sözünü kesmemekle başlar,
bitmez orada.
Bir susuşu anlamaya çalışmakla derinleşir,
bilmediğim bir acının önünde
Bir sabah sessizliğinde adını andım,
Rüzgâr pencereye dokundu, sanki sen.
Ne zaman bir kuş geçse gökyüzünden,
Gözlerim dalar, kalbim orada kalır.
Odanda unuttuğun bir tokana bakarım,
Yazdığım hiçbir kelime
kimsenin alnına mühür değil.
Şiirlerim, isim taşımıyor,
kapısız bir ev gibi
sahipsiz, başıboş…
Üzerine alma!
“Babama”
Gittin baba…
Ve ben o gidişi önce kapının sessizliğinden duydum,
Sonra odanın boşluğundan,
En son da kendi içimin çöküşünden.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!