Çek günahkâr ellerini sevdamdan.
Bu aşk, adını bilmeden kirlenen bir yatak değil.
Gözlerinin arkasında sakladığın o lanetli bakışlar
Kalbime bulaştı, kirletme daha fazla ruhumu..
Sen ki !
Sızlar yüreğim şafaktan önceki son gecede.
Vurur hasretin anlamını yitirmiş bir hecede.
Acıtır sözlerin hiç bilmediğim bir lehçede.
Hüzün koydum gönlüne bu da benden sana Hediye
Zindan gibi çöktü gece,
Demirden uykular indi gözlerime.
Yıldızsız göklerden bakıyor ölüm,
Ve ben hâlâ
Bir çift kara gözün düşündeyim.
Fırtınalar incitmişti kelebeğin kanadını.
Avucumda küllenen ateş.
İçimde yanan bir kor.
Dudağımda acı bir hüzün.
Çiçeklerin KAN ile üstü örtülü.
Bulutlar ağlarken yüzünde gülüşü gördüm.
Yüzünün her coğrafyasında unutamadığım, bir bakış bir gülüş.
Ellerinde bütün kainatın renkleri bir yeşil bir mavi.
Tenin de dört mevsim kokusu bir frezya bir Yasemin.
Saçlarında bir tutam Güneş, bir tutam Ay.
Ben seni bir yol sandım.
Ucu denizlere varan,
maviye dokunan,
kumla gülüşen bir yol…
Oysa sen,
her oyunda başka bir yüz takan
İnci Tanem,
sana sesleniyorum, gecelerin en ağır yükünü taşıyan kalbimle.
Ben bu yolları yürürken, taşların fısıltısı ayağıma siniyor,
kaderin ördüğü perde gözlerime kapanıyor,
ama içimde, yalnızca senin yüzünün parıltısı yanıyor.
Kaç yalnızlık daha eklemeliyim üst üste,
Senin adın nihayet silinsin diye?
Kaç gece daha ölmeliyim sabah olmadan,
Bir “gitti” kelimesi böyle ağır taşınır mı?
Kaç yalnızlık daha içime çökerse,
Kara bir gül koydun avuçlarıma,
sevdaya dair ne varsa, bir nefeste kül ettin.
yaşanmış bütün anıları;
Dağıttın...
Yıktın...
Savurdun...
Yıllar oldu, içimde sönmez bir ateş.
Vazgeçmek;
ilmek ilmek söktüğüm bir yürek örsü,
Düşlerim, sırtımdaki kamburum kadar ağır,
Her adımda biraz daha sen oluyorum,
Ve biraz daha hiç oluyorum.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!