Bir gece daha düştü avuçlarıma,
Ay bile sırtını dönmüşken bana,
Sana anlatamadığım ne çok şey vardı, ne çok şey
Yorgan gibi üzerime serdim geçmişi,
Bir çağrı yürüdü karanlığın içinden
O an adın düştü kalbimin pınarına
Zaman eğildi bu sevdanın önünde
Ne dün kaldı ne yarın vazgeçebildi
Sadece bir yazgı geçti avuçlarımızdan
Suskunluğumun ardından yükselen her nağme,
sessizliğimin içindeki o eski sedâydı.
Kimi zaman geceye sığınırdım,
karanlığın kucağında unuturken zamanı,
Bir gülüşün bedeli bu kadar ağır olmamalıydı.
Ben sadece huzur istedim,
Ama herkes bana savaşı miras bıraktı.
Hep bir yük kaldı elimde.
Oysa ben, yük değil, sadece tutunmak istemiştim.
Ama herkes beni yaralamak istedi.
Uslanmaz yüreğimin, solmaz gülüydün.
Yedikule zindanlarında, kurtuluş mektubuydun.
Arnavut kaldırımlı sokağın, eksik taşıydın.
Kâh ağlayan, Kâh gülen kızların nazlı yüzüydün.
Sen sancıyan yanım. sen nazar boncuğumdun.
Bir özlemdi seni sevmek...
Umut etmekdi yokluğunda, geceleri saymak.
Dokunmaktı saçlarına, üşüyen ellerimle.
Olanca sevgimle ısıtmaktı, kalbinin en derin yerini.
Hissetmekti seni sevmelerin en güzeliyle.
Ben sana aşık, Ben sana deli sevdalı.
Gece üç yine sevgilim...
Şehrin kendini inkâr ettiği saat.
Lambalar yorgun, kaldırımlar uykusuz,
insanlar kendi içlerine kapanmış.
Aynasızlar yine köşebaşında.
Elleri kelepçeli sevdalılar...
O günden sonra konuşmadım.
Dilimi susturdum, çünkü senin adını anmak,
kendi mezarımı kazmak gibiydi.
Ve ben o gün,
sana mezar olmayı seçtim.
Sen gülünce,
bir şehir kendini affediyor sevgilim...
Caddelerinden bir çığlık kopuyor, ismini zikrederek.
Ve sokak lambaları ilk kez kendini bir yıldız sanıyor.
Ay utanarak açıyor gözlerini geceye....
Sen miydin
o sahte gözlerin ardına saklanıp beni bana yabancılaştıran?
gülüşünle bahar sandığım ama içimi kışa kilitleyen?
Sen miydin
adımı ezberleyip sonra unutan,
dokunuşuyla ruhumu kazıyıp sonra ardına bakmadan giden?




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!