Seninle karşılaştığımda,
takvimdeki hiçbir günün önemi kalmamıştı.
Bir cuma, bir salı ya da
sonbaharın ilk çarsambası değildi bu...
Senin bakışlarına denk gelen andı sadece.
Zaman orada durmuştu,
Çek günahkâr ellerini sevdamdan.
Bu aşk, adını bilmeden kirlenen bir yatak değil.
Gözlerinin arkasında sakladığın o lanetli bakışlar
Kalbime bulaştı, kirletme daha fazla ruhumu..
Sen ki !
Seni ilk gördüğüm gün
hayaller ötesi uçurumdu gözlerin.
Aşk mıydı o?
yoksa yalnızlığı güzel gösteren
bir yalanmıydı bilmiyorum.
İnsan yaradılışıyla mübalağa etmeye başlar hayata.
Önce yenilmek gerekir, anlamak için hayatı.
Kazanmak içinde öyle değil mi ?
Defalarca yenilmek, düşmek, kalkmak gerekir.
Bir varoluş başlar sonra,
Kendi içinde, kalıplaşmış benliğinde.
Sızlar yüreğim şafaktan önceki son gecede.
Vurur hasretin anlamını yitirmiş bir hecede.
Acıtır sözlerin hiç bilmediğim bir lehçede.
Hüzün koydum gönlüne bu da benden sana Hediye
Zindan gibi çöktü gece,
Demirden uykular indi gözlerime.
Yıldızsız göklerden bakıyor ölüm,
Ve ben hâlâ
Bir çift kara gözün düşündeyim.
Fırtınalar incitmişti kelebeğin kanadını.
Avucumda küllenen ateş.
İçimde yanan bir kor.
Dudağımda acı bir hüzün.
Çiçeklerin KAN ile üstü örtülü.
Yüzünün her coğrafyasında unutamadığım,
bir bakış bir gülüş.
Ellerinde bütün kainatın renkleri,
bir yeşil bir mavi.
Tenin de dört mevsim kokusu,
bir frezya bir Yasemin.
Ben seni bir yol sandım.
Ucu denizlere varan,
maviye dokunan,
kumla gülüşen bir yol…
Oysa sen,
her oyunda başka bir yüz takan
Sana ilk defa bakarken,
Zaman durdu...
Gözlerin devrim gibi indi içime,
Ben o anda anladım:
Bir kalp, sadece kan değilmiş.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!