İnci Tanem,
sana sesleniyorum,
gecelerin en ağır yükünü taşıyan kalbimle.
Ben bu yolları yürürken,
taşların fısıltısı ayağıma siniyor,
kaderin ördüğü perde gözlerime kapanıyor,
Kaç yalnızlık daha eklemeliyim üst üste,
Senin adın nihayet silinsin diye?
Kaç gece daha ölmeliyim sabah olmadan,
Bir “gitti” kelimesi böyle ağır taşınır mı?
Gölgeleri yırtıp gelen bir sabah gibi düştün içime,
Unuttuğum bütün sözler
seni görünce yeniden kanadı.
Sesin… içimde yankılanan bir dua gibi,
Bir bakışınla zamanı diz çöktüren bir mucizeydin.
Gözlerinde yanmak kaderimse,
Kara bir gül koydun avuçlarıma,
sevdaya dair ne varsa, bir nefeste kül ettin.
yaşanmış bütün anıları;
Dağıttın...
Yıktın...
Savurdun...
Yıllar oldu, içimde sönmez bir ateş.
Vazgeçmek;
ilmek ilmek söktüğüm bir yürek örsü,
Düşlerim, sırtımdaki kamburum kadar ağır,
Her adımda biraz daha sen oluyorum,
Ve biraz daha hiç oluyorum.
Bir gece daha düştü avuçlarıma,
Ay bile sırtını dönmüşken bana,
Sana anlatamadığım
ne çok şey vardı, ne çok şey
Yorgan gibi üzerime serdim geçmişi,
Manolya kokulu kadın...
Rüzgâr bile susar sen geçerken
Bir gülüşünle çöker zamanın en yeşil mevsimi.
Kalbim, yollarına sabırla örülmüş
Sana aç sana kilitli,
Ve yalnız sana gömülü.
Bir çağrı yürüdü karanlığın içinden
O an adın düştü kalbimin pınarına
Zaman eğildi bu sevdanın önünde
Ne dün kaldı ne yarın vazgeçebildi
Sadece bir yazgı geçti avuçlarımızdan
Suskunluğumun ardından yükselen her nağme,
sessizliğimin içindeki o eski sedâydı.
Kimi zaman geceye sığınırdım,
karanlığın kucağında unuturken zamanı,
Bir gülüşün bedeli bu kadar ağır olmamalıydı.
Ben sadece huzur istedim,
Ama herkes bana savaşı miras bıraktı.
Hep bir yük kaldı elimde.
Oysa ben,
yük değil sadece bir gülüşe tutunmak istemiştim.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!