Uslanmaz yüreğimin, solmaz gülüydün.
Yedikule zindanlarında, kurtuluş mektubuydun.
Arnavut kaldırımlı sokağın, eksik taşıydın.
Kâh ağlayan, Kâh gülen kızların nazlı yüzüydün.
Sen sancıyan yanım. sen nazar boncuğumdun.
Uzak şehirlerden geliyorum ben
Maviye boyanmış evler
Sardunyalar sarmış her yanı
Öpücüğü eksik kalmış martıların
Bıçak sırtı ayrılıklar vurmuş sahile
Meltem rüzgarları çoktan esmiş
Bir özlemdi seni sevmek...
Umut etmekdi yokluğunda, geceleri saymak.
Dokunmaktı saçlarına, üşüyen ellerimle.
Olanca sevgimle ısıtmaktı, kalbinin en derin yerini.
Hissetmekti seni sevmelerin en güzeliyle.
Ben sana aşık, Ben sana deli sevdalı.
Bu şehir seni tanımıyor sevgilim
Lambalar yorgun, kaldırımlar uykusuz,
Aynasızlar yine köşebaşında.
Elleri kelepçeli sevdalılar...
Karanlık, demini almış çay kıvamında.
Bir şey eksik gecenin saçlarından.
O günden sonra konuşmadım.
Dilimi susturdum senin adını anmak,
kendi mezarımı kazmak gibiydi.
Ve ben o gün,
sana mezar olmayı seçtim.
Sen gülünce,
bir şehir kendini affediyor sevgilim...
Caddelerinden bir çığlık kopuyor, ismini zikrederek.
Ve sokak lambaları ilk kez kendini bir yıldız sanıyor.
Ay utanarak açıyor gözlerini geceye....
Sen miydin
o sahte gözlerin ardına saklanıp beni bana yabancılaştıran?
gülüşünle bahar sandığım ama içimi kışa kilitleyen?
Sen miydin
adımı ezberleyip sonra unutan,
dokunuşuyla ruhumu kazıyıp sonra,
Sen özgürdün… Ben tutsak.
Senin kanatların vardı,
benim zincirlerim.
Sen uçarken
ben bekledim.
Sen unuttun,
Yanmak nedir bilir misin sen?
Yanmak; dokunamadığın tende
başkasının parmak izlerini silmektir.
Ellerini bile tutamadığının,
başka ellerde yitip gitmesidir.
Yanmak; saçlarının gölgesinde
Sessizliği giydim bu gece üstüme,
Bir çığlık yürüdü kalbimin tüfeğine.
Yüzümü çizdiler aynanın içine.
Bir mum söndü içimde,
Kül oldum, dağıldım gözlerinin rengine.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!