Yarım asırlık ömrü ördüm narin güllere
Seni seven bu oğlan bak düştü ne hallere
Lokman'a haber salın yara düştü dillere
Sönmez oldu canımda açtığın yaralarım
Bu aşkın boşluğunu hiçbir şey dolduramaz
Sensiz geçen bir ömür bak düştü ne hallere,
Yarım asırlık hüznü ördüm narin güllere,
Dizde takat kalmadı, Azrail bulsun çare,
Bitmez oldu gözümden akıttığım yaşlarım.
Ben kendime gelmezken pire nasıl geleyim,
bir sen, bir demlik çay, bir de türkü... bir akşam üstü buluşsak... ırağı yakın etsek...
Hâyâllerim sevdana reşit
Düş kurarım çeşit çeşit
İlenmiş yürekte şiirsin
Duy, beni iyi işit...
etten, kemikten değil mi, yanar ama sabreder.
bir ölüm sancısı çeker ruhum, beden bihâber...
âsûmanda sıra sıra zembiller
şol revanda visal açar sümbüller
şölen sanma dil kesiği ezgiyi
hep zamansız ıslatılır mendiller...
sizin için ismail olmuş birini, başka bir ismail'e kurban kesmeyin.
bunun vebalı var, ah'ı var, mahkeme-i kübrası var.
Yâr için İsmail olmayanınki hevestir, biter
Yarası yârdan yananın dumanı içten tüter
Demini almamış aşklar mey/hane aratır
Öyle vîrâneler var ki İsmail'den de beter
İstanbul, İstanbul olalı böyle bir kış görmedi
Sabır sınar gibi gökle yer arası esti, gürledi
Bir ambulans sireninde kızılca yağan karlar
İşe gideyim diye çıkanlar yatsı oldu dönmedi.
o yâr yarayla peymane, vâsıf-ı enderûnî
gönül mey'le rindane, sâki bilmez derûnî
can yanar-sönmez od'u, keremce kendini
söyle, nasıl seveyim ey İstanbul bakışlım.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!