Akşam saatlerinde yazdım. Yeni bir eser ortaya çıkarmak için hiç malzeme sıkıntısı çekmiyorum.
Vicdansızlardan merhamet fukaralığını,
Hakkın karşısında kör olan gözleri,
Zulmün karşısında lal olan dilleri,
İlmi ile amel etmeyen alimleri,
Kadına ve çocuğa şiddete karşı sırt çevirmiş toplumları bir araya getirerek,
Bir insanı anlamak ve tanımak için,
100 000 (yüzbin) km uzunluğundaki damarlarını dolaşmak gerekir,
Buna da insanoğlunun ömrü yetmez.
Sonuç olarak hiç bir insan anlaşılamayan,
Düşünceleri tam olarak çözülemeyen,
karanlık dünyası keşfedilemeden ölüp gitmektedir.
Kötü insanlar da tanıdım tabiki, onlar bana gerçek hayatı öğretti...
değişmez deme,
insanlar da mevsimler gibidir, değişir.
kimisi yabandır, dilini diken bürür,
kimisinin benzi sararır, özünden çiçek verir.
İnsanların gerçek yüzünü gördükten sonra katlediyorum,
Bu da benim zaafım.
İnsan sevince mahzun oluyor işte,
Ağlaması bile mahzunca,
çocuklar gibi.
insan dediğimiz varlık sadece etten kemikten ibaret değildir,
duyguları olan tek canlıdır.
seni merak edenleri merak et
özleyenleri özle
seni sevenleri sev
halini hatırını soranlara hal hatır sor
İnsan çölde kuru ağaçtı.
Taa ki sevda yağmurlarıyla yeşerdi, çiçek döktü,
Sevgilisi kuruttu, yaprağın döktü.
Cennet kalpli kadınları,
İblisin çocukları tecavüz ettikten sonra öldürdüğü için,
Şair üzüntüsünden bileklerini keserek intihar etti.
vardım bir ela göz han otağına
gözattım uzaktan cilvelerine
çiğ yeşili düşmüş gamzelerine,
sümbül çiçek dökmüş oy oy.
kına kızılından zülfün telleri




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!