yorma beni...
lal olmuş dilimin ney kesiği,
bir bakışım,
bir ölüşüm,
......ve bir gitar sesiyle seslenişim,
yalnızlık nöbetlerimin sancılı sırra kademi,
Kaç dağ eteğine çiçek ettim hevesimi
Kaç şiire kurban verdim nefesimi
Kaç şafağın kızılına boyadım sesimi
Mayası bozuk insanlardan yoruldum
Ayıplarına küs, egolarına aşık toplumlar ;
ahlak yoksunu, yoz meyveli ormandan başka bir şey değildir.
Sineyi yurt tutmuş bir nazlı cefa
Sevdası yellerden inceden ince
Yüreği kül eder günde kırk defa
Ezgisi tellerden inceden ince
Dökülür etekten cilve, naz, eda
Nasıl olsa ölüp gideceksin,
Fazla büyük olmana gerek yok.
Yüce gönüllü ol, bir de mütevazi ol yeter.
Ellerim kara gülün rengi firak,
Gönlüm kor at'eş'e b/o/yandı,
Ah'ımdan âlemler y'andı,
Sen d'uymadın
Ey yüce vuslat.
Nice kışlar gördüm nice baharlar
İnce sancı kaldı dilde bahtiyar
Umudun dağına karlar düşerken
Gül açtı içimde nazlı yaralar
Bir ömür tükendi takvim misali
Benden yüksek karekter bekleyenlere sesleniyorum ;
Ben serseri sokakların çocuğuyum...
Küçükken cereyanda kalmışım, ruhum hasta...
Bu yüzden gevşeklik ve yalakalık fizik yapıma aykırıdır...
kaç kalem tükettim deniz giziyle gusl etmiş acılara,
serpildim yusuf'un buğday ambarından kile kile toprağına.
mevsimler aşırdım güz mavisi köpük kabarcığında.
,,,,,,, ve
ruhum, göz şülemi çalıp göğe karışırken,
Hatay'ın üstünden bir duman kalkar
Amanos yas tutar, ooyy havar havar
Yolları yer yutmuş, geç kaldı bahar
Yurdumda bu acı diner mi bilmem
Yıkıldı Antep'im, yok oldu Maraş




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!