gecenin bi vaktinde şiir yazdırma bana.
yazarsam,
vurulursun öznesiz mısralarla,
dağılır, kıyısında can verdiğim ihtilal saçların.
ay düşer
yıldızlar söner
Her mevsim başka estin,
Her mevsim başka açtın.
Ben olgunlaşırken başak başak,
Sen kaçtın bucak bucak.
Her kış başka yaktın,
Her yaz başka üşüttün.
Bazıları fransız,
Bazı insanlar duyarsız...
Anlayana davul, zurna, saz,
Anlamayana sazı soksan az...
bakmak ve görmek görünüşte aynı olsalar da, ayrı kavramlardır...
bu defa bu iki kavramdan bahsetmeyeceğim.
bakmaktan, görmekten öte ;
beyin algısı, düşünce tarzı ve mantığın zifiri karanlığında yön gösteren ışığa dikkatinizi çekmek istiyorum.
bilginin merkezinden, öz ile döz'ün frekansından, ölüm ile ilmin merkeziyetinden bahsediyorum...
evreni, tanıma ve sahip olma gibi beyin fırtınası yaparken ;
dilime dolandı hüzzam bir türkü
ne saray isterim, ne altın köşkü
çakallar giyinmiş kuzunun postu
zerk eder ruhuma baldıran zehri.
toplanmış uğursuz, hırsızı, puştu
Denizlerden çok turuncu mevsimler,
Betimsiz rengârenk baharlar,
Öyle biliyormuşum ben...
Halbuki öyle değilmiş, yaş aldıkça gördüm...
Dili acı, kalpsiz, frengi bozuk insanlarla kalakaldığımız bir çağ.
Nasıl da ziyan olduk...
Bir çift sürme göze tutuştu döşüm
Dermansız dert ile ölüyor düşüm
Meftunu olduğum ey gamsız güzel
Sen bunu bir nesir, bir şiir düşün
sen, şimdi bende, âsûmanın çektiği kızıl doğum sancısı.
gözlerime okyanusu gömmüş,
terli sinemde geceyi uyutmuşsun.
bu hali figanımı yusuf duymasın
inancını kaybetmiş, yenik savaşçı gibi esir düştüm.
Gövdemi yurt tuttu ölüm, kalmadı artık hevesim,
Bahar kokuyordu oysa nefesim...
Suyu incitmemek için gözyaşı döksem,
Diz çöküp secdeye kapanıyor gölgem...
Derdimi nasıl anlatayım bilmemki anne ;
Gardiyan gecelerin mahpushanesiyim bende...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!