Şimdi ben sana...
Eylül sarısı tuvala hapsedilmiş bir yüreğin,
Utangaç şiiriyle dudak dudağa öpüşmesini nasıl anlatayım...
kayboldum bu aşkın bitmeyen girdabında
savrulur yelkenlerim boğazın mehtabında
bende fatih tevekkülü, sen eylülü istanbul
bul beni, tut elimden şehrayin sabahında.
Bu devirde adam satan satana
Dost mu ararsın, ateş pahasına
Düştük bir kırlangıç arkasına
Eylül yeli ile yollar yaralar
Yokuş yukarıydın düştükçe düştüm ömür
Kesilirken nefesim tutan sen oldun ölüm
Bir kıymet bilmezin kollarında tükendim...Bittim...
Nişangâhı bozuk feleğin hedefindeyim
Eyy ölüm nerdesin...!!??
Eyvallah derim bu güzel söze
Dağları getirdin vallahi dize
Aşkı körük ettin, söz dize dize
Bundan gayrı sana şairim derim
hüznüne vurulmuş yağlı bir ilmek
ılgınlar ağlaşır, eylemen dinmek
gözünü güz vurmuş dalları gürlek
serpişir yaprağına eyyamı eylül.
silinir ne varsa yazdan kalanlar
Henüz çocuktum...
Gitmediğim bir ülke,
Gezmediğim bir şehirdi yaşamak...
Geçirmediğim gündüzler ve geceler...
Güreğimi güneşe tuttum,
Mavili umutlar,
Ey Rab'bim ;
kalbin sıkıntısından vedahi gözlerin gizli okyanusunda boğulmaktan sana sığınırım...
Eyy Rahmani Rahim
yarınımın bana karanlık, zatına aydınlık olan Rab'bim
yolumu yolunda gidenlerin yolundan eyle
şanına yakışır bir hayat bahşeyle
gönlümü sevginle süslenmiş gölgesi hoş, meyvesi bereketli ağaç eyle
beni beyhudeliğin faniliği ile sınama




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!