Bir eylül etekli suda belirdi
Hiç'e akan dere aşkla eğildi
Nar düştü dudağa güle çevirdi
Gülüşünün tınısı denizleri devirdi
Ne hülyadır, ne hâyâl, ne de bir rüya
Ahh eylül, sen ne hüzün şeysin
Sen ki mısranın rengi
Göklerin semendi
Şiirin ahengi...
Üflerken dağa nefesini
Kuşlar küser
Dalgalarda aradım, kahve fincanında saydım seni...
Gülüşün eylül gamzesi, gözlerin okyanus...
Bütün serçeler ağlasın,
Yeter ki sen ağlama, sus....
Okyanuslar devrildi, içinde ben çalkalandım Gülsün boğulmalarım, kalbimi taşa çaldım Bilseydim bu aşkın sonunu hiç bağlanmazdım
Bir hüzünkâr eylüldü gözlerin, kalakaldım...
eyy gözleri eylül gülüşlü, nerelisin !! ??
zerafetin sancak dalgalanışı, çok nazlısın.
gamzelerinde gülünur mayalanmış.
âsûmanın gözyaşına,
toprağın yorgunluğuna aldırma...
cihanı buz kaplasa,
eyy gözleri eylül gülüşü
eyy hicranlı öykü büyüsü
mevsimin yorgunluğuna aldırma...
cihanı buz kezse, sen güneş eker bahar biçersin...
gamzelerin gülünur mayası,
zerafetin sancak dalgalanışı...
....Sonra bir eylül gülüşlü karşına çıkar, yazdığın her söz şiir olur.
Koparken zaman gergefinde sözlerim
Eylül kuşu gibi bu âlemde göçmenim
Bir akşam düşlerimi kumlara gömüp
Tuzlu uzaklarda uyanacak gözlerim
Eylül sarısı boyarken asfurlu gömleğimi
Bir yayla havası üşütür nemli gözlerimi
Yollar sarpa sarar, ben düşe kalka
Huysuz bir şahin pençeler yüreğimi
Şimdi ben sana...
Eylül sarısı tuvala hapsedilmiş bir yüreğin,
Utangaç şiiriyle dudak dudağa öpüşmesini nasıl anlatayım...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!