Bir telaşe, bir telaşe...
Bir telaşeyle geldik, bir telaşeyle götürüp toprak atacaklar üstümüze...
Gözyaşımız düşerken toprağımıza,
Üşüyüşümüz eşlik edecek üzüntümüze...
gökyüzü, ecevit mavisi
deniz, gözlerinin mavi izi.
yorgun gemiler demir atmış, uykuda.
ben, yalnızlığın beline sarılmışım,
kahvemi yudumluyorum çınar gölgesinde.
serin bir rüzgâr eserken kuzeyden,
Ters yüzlere aldanır, bazen yanlış yerde durduğunu anlar insan...
Sana karlı bir dağın eteğinden, yorgun düşmüş yürek sesimle sesleniyorum ;
Gitmene izin verdim, çünkü beni iyileştirmek yerine yaralarımı daha çok kanatıyorsun...
Puşt mavisi denizinden,
Kaypak kokan toprağından yurt olmaz...
Bundan gayrı çiçeksiz pencereye, yolcusuz yola teslim oluyorum...
Seni özleyeceğim...
Bu yazdığım satırlar şiir değil,
İftar bismillahı sonrası, kahve yudumunda can bulmuş yüreğin yanıp kül oluşudur...
Kokusu buharında, mor fincan içinde aşk, bir yara...
Kuşun gözünden süzülen yaşları, ve ma'mur bir özlemin hicivsel söyleyişleri...
Ehline düşmemiş aşk cehennemdir,
Gel şimdi otur karşıma bu kahveyi iç ve beni tevsir et,
Dün çok düşündüğüm için ceza yedim,
Bugün caddeler onlarla dolu,
Yarın bana kolsuz gömlek giydirecekler
Görüyorum, hepsi tin'siz ya da soysuz
Doktor.
Bir coğrafya düşün... Ki giden de senden, ölen de senden, susanda senden..
Kapılar suratına kapatılmış, güneşin küsüp doğmadığı bir coğrafya...
Gecenin sessizliği üşütür, titreyen nefesleri...
Dört mevsim, oniki ay yoktur bu coğrafyada..
İşte ben bu coğrafyanın çocuğuyum...
Tiynetsizler
Güya bizi yıkacakmış kanı bozuk, arsızı
Düşman ile kol boyuna marksizi
Medeniymiş güya sersefili, tipsizi
Tiynetsizler adam olmuş bak hele




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!