gel simai gülcemal, aklı dîvâne edeyim
harâbât olmuş mihrabı şahane edeyim...
Kör çiçekler açar gönül bahçemizde
Ve bir dîvâne ocak yanar hanemizde
Ateşi hâr eyledik, dermanı derdimizde
Aşka meftun mertlik var lâl halimizde
yıkıldı kubbe-i semâvât-ı zemin, vîrâneyim
ne istanbul kaldı, ne gülistân, dîvâneyim.
Eyy kızıl saçlı güneş, şu açışın hangi gül
Sen divan edebiyatı, ben biçare İstanbul.
Yazsam Nedim küser, okusam bana zül
Söylesene, seni nasıl seveyim sistanbul.
Eyy kızıl saçlı güneş, şu açışın hangi gül
Sen divan edebiyatı, ben biçare İstanbul
Yazsam Nedim küser, okusam bana zül
Aşkından kaybolmuşum, ara kendini bul
feleğin yurdunda güller bezeme
toprağın kül eder, hicranlar açar.
eşkine tutuşmuş nar'a benzeme
dîvâne gönlümde yaralar açar.
hak yolunda dervişim
şarap neyler, sarhoşum
misk-i amberden özge
ben yârimi bulmuşum...
tenden kafese girmişim
Hergün senle uyanır
Sema kızıla boyanır
Arınır, hakka dayanır
Bu aşk beni deleyledi
Ateş içre gül eyledim
hazan çeşmesinde doldu küleğim
göyünen hasret ki, nasıl sileyim
yâr tulfa yaram, gönlü sarayım
bu derdi içime sarar giderim...
bu aşkın harına yetmez yüreğim
Baharlar bezenir kahve ezerken
Sanki selvi dalı damda gezerken
Dedim gizemli kız güzellik nerden
Dedi sorma, aslım Diyarbekir'den...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!