Duydum ki ;
Bu şehrin sokakları bana yasakmış.
Bu şehre küstüm,
Sokaklarına küstüm,
Dağına, bağına, bahçesine çeşmesine küstüm,
gökyüzünde süzülen kuşlarına küstüm.
Sen baharların en güzel iğde kokusu, kışların en soğuk beyazı...
Bir söğüt ağacının altında oturmak,
Son şafağın yelinde,
Ebruli düşlere,
Kim bilir bu kaçıncı sevdalara iç geçirmek.
Gölgesinde çay içmek.
Sen de mi bu gece uyumadın diyerek,
Herkesin içinde iyi ya da kötü bir sokak manzarası vardır mutlak.
Herkes kendi hikayesini, kendi sokağında oynar.
........Bu şiirin benzi soluk,
hangi yaban yeli esmiş gönlüne....
sen, soluğum
ölümün sessiz nefesi...
herkes dünya nimetinin heveslisi,
sen, benim hevesim...
SOLUK SOLUĞA
Bakma benim gözlerimin dalgın,
Saçlarımın dağınıklığına.
Gözlerimde gökyüzü,
Saçlarımda sevdalar büyütürüm,
Hançereme dayanmış İbrahim bıçağı gibisin
Derin derin bakan gözlerine, nasıl da soluk soluğa can çekişiyorum...
Ölüme kafa tutardı, sebepsiz, hadsiz gülüşüm,
Bir sevda borcum vardı, şık durmalıydı yokluğum
Şafaksız bir gündü, kalbimden kesildi soluğum,
Gövdem üstüne devrildi asi, hırçın, yorgun ruhum.
siret-i eylülün gözüne düşmüş,
kaç kızıl şafak
kabuk bağlamış kaç hicran var.
denizin orta yerinde,
düşlere düşmüş yangını söndürmek için kaç bulut kalkar,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!