Seni daha çok sevmenin yollarını arıyorum deniz dalgasının beyaz köpüklerinde
Ve bir Türk kahvesi kokusunda
Her sabah çocuklar güneş toplarken gözlerinde
Seni daha çok mutlu etmenin yollarını arıyorum yıkılası bu şehrin dar sokaklarında
Ve bir sokak çalgıcısı kemanı eşliğinde
Çok sevmek, deniz suyunun saksı çiçeğinin damarlarını kuruttuğu gibi,
yüreği saran kılcal damarları kurutuyordu.
.......ve
Adli tıp ; kusursuz ölüm,
Azrail ; "masumum" diyordu.
Şimdi benden hangi ölümü soruyorsun hafız.
nice yüzler tanıdım ibret-i âlâ
sözde softa sultan, özde hurafe
rota bilmez kuşlar aşkla uçarken
kiminin ruhu çıplak, kimi bihaya.
Ey sırrı ruh
Kıyamet-i Kübra
Seni düşünürken mahkeme kapısı önünde
mübaşirin,
hakim huzuruna çağıracağı an'ı bekler gibiyim.
Ne iyiyim, ne kötüyüm.
Biri gelir bir haziran güneşi bırakır pencerene,
Köpürür gönül mekânın,
Ölümü öldürürsün...
Bütün kuşlar derdest olur,
Düşlerini şahinler pençeler...
Umutların sardunya kızılı,
şimdi sana şiir yazsam
gökyüzünü çeksem
o hünkâr bakışlarına...
her bahar farklı çiçeklenirken eteklerin
suya susamışken pınarların
sevgiye açken heveslerin
Puşt sokakta çakal sesli bir çomar
Ülvi haramzâde kul hakkı ile doyar
Heybetinden kamaşmasın gözlerin
Üç kulfu ile seni donuna kadar soyar
Heeey bayım sana sesleniyorum ;
Parkem, polis kopçalı diye benden yüz çeviren adam,
İçki masasında garip guraba sömürüsü yapan ukala,
Nefesi kul hakkı kokan,
Hırsızlık efendisi bezirgan,
Ben hayata çocuksu, mahsun ve samimiyetle,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!