Bir eylül akşamı gel...
İyot koksun mevsimler.
Tutsak düştüğüm gecelerde,
Çay deminde ıslansın şiirler...
Zaman kıskacıyla kanatırken yarayı,
çay kokar gözlerin
dünya her sabah seninle aydınlanır.
her sabah ekmek kokar sokaklar
seninle doyar çocuksu kuşlar.
çay kokar gülüşlerin
uçuk bir yel eserse kuzeyden,
bil ki benim.
sarıl sevdana, üşümesin gerdanın...
gün seni yakmasın,
gece seni üşütmesin...
hep bahar kal,
Halime bakıpta, bahtıma gülme,
Neyim var, neyim yok yakar giderim.
Bakma deli gibi sevmelerime,
Aşkına bir hançer saplar giderim.
En derinlerimde saklarken seni,
Ölüm yağar bu şehre.
Silahımı şakağıma dayadım,
kendimle savaştım.
Gururumu yendim, egomu öldürdüm,
Saçlarım darma dağın,
Dudaklarım dikişli,
En güzel öldürenler,
Seni üzmek istemiyorum diyerek çekip gidenlerdi.
keser ipini kader en olmadık ince yerden,
ne şarapta karaf kalır, ne sürahide dem,
herkes zannederki zevkten, eğlenceden,
çekip giderken kuşlar, hayaller, düşler, kafesten.
ya ben habersiz, ya hayat arsız
dün affettiklerimiz, bugün cellatlık için soyunuyorsa,
kimse bize merhamet edebiyatı yapmasın...
bakma benim öyle suskunluğuma
konuşursam eğer söz dize gelir.
acıyı sürmüşüm kuzguncuğuma
kalem oynatırsam döş dize gelir...
açılmış kalbine giden yollarım
Ben yüreği hayallerinden büyük adam,
Belki birgün gelirsin,
Gözlerimde açan gurbet çiçeklerinin kokusunu getirirsin,
Sesinin eşsiz tılsımlarıyla ismimi söylersin,
İşte o zaman bana baş kaldıran kalbime derimki,
Geldi kızıl bir şafak vakti güz mevsimimde,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!